Bir Ekonomi Politikasının İflası: Bulgar’a Euro, Türk’e Yorgunluk |
Komşumuz Bulgaristan, 1 Ocak 2026 itibarıyla Euro bölgesine dahil olmaya hazırlanıyor. Bu geçiş, Balkanlar’da yalnızca bir madeni para değişimi değil; Türkiye’nin ekonomik gerçeklerine doğru tutulmuş, kör edici bir projeksiyondur. Çünkü Euro, bir ülkenin sanayi kapasitesini bir gecede iki katına çıkarmaz ama o ekonomiye "güven" denen, fabrikalardan ve ihracat rekorlarından çok daha kıymetli olan o görünmez sermayeyi ekler.
Türkiye’nin önündeki ayna ise tam burada can yakıyor: Üretim gücünüz ne kadar devasa olursa olsun, paranız itibarını ve istikrarını yitirdiğinde, ortaya çıkan şey toplumsal bir refah değil, hüzünlü bir "ucuzluk" tablosu oluyor.
Üretim Çarkları Refah Değil, Yorgunluk Dönüştürüyor
Türkiye bugün otomotivden tekstile, savunma sanayinden beyaz eşyaya kadar gerçek bir üretim üssü konumunda. Ancak ekonomi yönetiminin düştüğü temel yanılgı, üretimi tek başına zenginlik sanmasıdır. Oysa üretim, onu ölçen ve saklayan para birimi istikrar vaat etmediği sürece, ülkenin kaynaklarını dışarıya akıtan bir kanala dönüşür. "Rekabetçi kur" adı altında yıllardır savunulan o çarpık politika, aslında Türkiye’nin nitelikli emeğini, enerjisini ve ham maddesini dünyaya haraç mezat sunmaktan başka bir işe yaramadı. Para istikrarsız olduğunda üretim iki kez cezalandırılır; bir yandan maliyetler sürekli bozulurken, diğer yandan yaratılan kârın tutulduğu para birimi eridiği için ülkenin reel birikimi buharlaşır. Sonuçta fabrikalar çalışır, işçiler ter döker,........