Anneler gününde boş kalan kucaklar: Kutlamadan önce yüzleşmemiz gerekenler

"Dünyanın bütün mutlulukları, haksızlığa uğramış tek bir çocuğun gözyaşına bile değmez." — Fyodor Dostoyevski (Karamazov Kardeşler)

Bugün 10 Mayıs 2026 Pazar. Gelenekselleşmiş, vitrinleri kırmızı güllerle süslenmiş, sosyal medyanın tebrik mesajlarıyla dolup taştığı o özel gün. Ancak bir gazeteci olarak, toplumsal gerçekleri sadece pembe gözlüklerle okumak mesleğimin doğasına aykırı.

2025 ve 2026 yıllarında hayattan koparılan o masum bedenleri düşünmeden, bugünü sadece bir "kutlama" olarak geçiştiremeyiz. Çünkü bugün, aynı zamanda evlatlarını şiddet sarmalına ve sistemin ihmallerine kurban vermiş, kucakları zorla boş bırakılmış annelerin en ağır, en sessiz günü.

ŞİDDET SARMALINDA YİTİRDİĞİMİZ CANLAR: NARİN, MATTİA AHMET VE ATLAS

Toplum olarak nerede kırıldığımızın en büyük kanıtı, isimlerini hafızalarımıza acıyla kazıdığımız çocuklardır. Kendi köyünde, en güvende olması gereken yerde katledilen ve ölümüyle tüm ülkeyi derinden sarsan Narin Güran cinayeti, çocukları koruma kalkanımızın ne kadar zayıfladığını yüzümüze vuran en keskin örnektir.

Ancak sorun sadece kapalı kapılar ardında değil, sokaklarda da büyüyor. 2025 yılının Ocak ayında Kadıköy'de akran şiddetine kurban giden 14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi ve 2026'nın ilk günlerinde sadece bir "yan bakma" tartışması yüzünden 15 yaşındaki bir başka çocuğun taşıdığı sustalı bıçakla hayattan koparılan 17 yaşındaki Atlas Çağlayan... Bu cinayetler, kesici........

© Yeniçağ