Şirketlerin anayasası mı?

Bütün yurtta vatandaşlar, ama zeytin bahçesini, ama su kaynaklarını, ama yaylasını, ama ormanını devleti yönetenlerden korumaya çalışıyor! Perşembe yaylasından, Akbelen ormanı çevresindeki yedi köye kadar vatandaşlar, iktidarın koruması altındaki şirketlere karşı, yaylasına, ormanına veya tapulu arazisine, el koymaya çalışanlara karşı direniyor.

Öyle Akbelen’deki kamulaştırılma için yapılan bilirkişi keşfi sırasında “görevi yaptırmamak için direnmek” suçlamasıyla 30 Mart’ta gözaltına alınan ve 42 gün tutuklu kalan Esra Işık, bu satırların yazıldığı sırada tahliye edilmişti ama yazı yayınlanana kadar tekrar tutuklanmayacağının garantisi yoktu, çünkü savcılık Işık’ın tahliye kararına itiraz etmişti.

Hangi görevi yaptırmamak için direnmiş? Yedi köyün kamulaştırılması görevine karşı... Kamunun elinden köylerini almaya kamulaştırma diyorlar.

Esra Işık’ın adli kontrol kaydıyla serbest bırakıldıktan sonra yaptığı açıklama, devlet gücünün vatandaşa karşı nesiller boyu nasıl kullanıldığını da gösteriyor:

“Köyümü, toprağımı, memleketimi savunduğum, sahip çıkmaya çalıştığım için 42 gündür tutukluydum. Bugün günlerdir sürgün edildiğim ailemden, toprağımdan, köyümden ayrıydım ve bugün kavuşacağım. Şunu söyleyebilirim, biz çok acılar çektik. Biz üç kuşaktır mücadele ediyoruz. Benim anneannemin köyü yok edildi. Benim dedemin köyü de yok edildi. Benim babaannemin de köyü yok edildi. Daha nereye kadar yok edeceksiniz bizi? Nereye kadar bizi yoksullaştıracaksınız? Nereye........

© Yeniçağ