Caracas’tan Diyarbakır’a! |
ABD’nin, Caracas’ta düzenlediği “Saraydan başkan ve karısını kaçırma operasyonu” hakkında söylenmedik söz neredeyse kalmadı. İşin Venezuela petrolüne el koyma yönünü zaten Trump açıkladı. Trump, petrol akışının artırılarak devam edeceğini de belirtti ama bu operasyonun, esas olarak ABD’nin en büyük rakibi, Çin’e karşı yapıldığı da bir sır değil. Bu arada Trump, ABD’nin Monroe doktrinine geri döndüğünü ama buna Donree doktrini de denilebileceğini bildirdi... Yani Donald Trump’ın “Don”ı ile Monroe’nin “roe”si...
Monroe doktrini, Avrupa’nın Amerika kırasında hiçbir ülkeyi kolonileştiremeyeceği ve ABD’nin de Avrupa’nın iç mücadelelerine karışmayacağına dayanıyordu. Avrupa zaten uzun süredir, Orta ve Güney Amerika ülkelerine karışamıyor. Son sınırlı müdahaleyi Falkland adalarını Arjantin’e karşı korumak için İngiltere yapmıştı. Şimdi ise ABD, Venezuela’ya büyük yatırımlar yapan Çin’i bölgeden kovuyor.
“ABD, geniş çaplı bir kara harekâtı yapmadan, yani işgal etmeden Venezuela’yı yönetebilir mi? ABD, satın aldığı yöneticileri atamakla, Bolivarcı direniş ruhuna sahip bir ülkede egemenlik kurabilir mi?” sorularına ise henüz cevap verebilen yok...
Tabii Trump’ın dünyanın her yerinde bu türde müdahaleler yapabileceklerine dair tehditleri, endişeyle karşılandı. Öyle ki, İspanya dışında doğru dürüst tepki gösteren bir ülke de olmadı. Rusya ve Çin pasif kaldı. Türkiye’nin resmi sessizliğinin sebebi ise Tom Barrack’ın Tayyip Erdoğan ile ilgili konuşmasında aranmalı.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi........