menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Azerbaycan, İran’a yönelik bir işler çevirirse

491 0
21.07.2026

Sosyal antropolog Sefa Yürükel, “Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın son dönemde İran’a yönelik açıklamalarına bakıldığında ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin bölgesel güç olma iddiasıyla ne kadar örtüşüyor? Yoksa Ankara, direnenlere ‘teslim olun’ demenin daha diplomatik bir yolunu mu tercih ediyor?” diye sorduktan sonra şu cevapları veriyor:

“Verilen mesajların satır araları okunduğunda İran’a adeta şu tavsiyeler yapılıyor:

-Filistin’e, Yemen’e, Lübnan’a ve Irak’taki müttefiklerine verdiğin askeri desteği kes. Bizim yaptığımız gibi kınamalarla, açıklamalarla yetin. Söz söyle, ama dengeleri değiştirecek bir adım atma.

-ABD’nin Körfez’deki üslerine dokunma. O üslerden kalkan uçaklar seni bombalasa da füzeler sana yönelse de bunu savaşın doğal sonucu olarak kabul et.

-Hürmüz Boğazı’nı sakın kapatma. Çünkü küresel enerji piyasaları zarar görmesin, Batı’nın petrol akışı aksamaya uğramasın. Sen savaşın bütün yükünü taşı, ama karşı tarafın ekonomik konforuna dokunma.

-Nükleer programından vazgeç, balistik füze kapasiteni sınırla, caydırıcılığını azalt. Güvenliğini kendi imkânlarınla sağlamak yerine, Batı’nın sana uygun gördüğü sınırlar içinde kal.

Bu yaklaşımın özeti şudur: Direnme, uyum sağla. İtiraz etme, taviz ver. Güç üretme, güç merkezlerine bağımlı ol.

Oysa Türkiye’nin yakın geçmişine bakıldığında savunma sanayiinde yerlilik ve millilik söylemi, en önemli siyasi başarı hikâyelerinden biri olarak........

© Yeniçağ