menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ahdalanmış milliyetçiler ve Muhtar Şahanov

50 0
latest

Dünyaca ünlü Kazak şair ve düşünür Muhtar Şahanov, hayatını kaybetti. Şahanov’un Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı tarafından Türkiye Türkçesiyle yayınlanan “Uygarlığın Yanılgısı” eserinden çok etkilenmiş ve kitabın özetini çıkarıp paylaşmıştım...

Turan Yazgan Hoca ile birlikte, Kazakistan’ın Bişkek Büyükelçisi olan

Şahanov’u Bişkek’te ziyaret etmiştik. Bana hediye ettiği Kazak şapkasını hâlâ saklarım.

Şahanov’un, İstanbul’a gelişlerinden birinde, 2003 yılında yine Prof. Dr. Turan Yazgan aramış ve bizi bir yemekte buluşturmuştu. Kendisiyle saatler süren sohbetimizi, Yeniçağ’da yayınlamıştım. Şahanov'un sözlerini, Türkiye Türkçesi'ne Azerbaycan Türklerinden Yönetmen Tevfik İsmayil Bey çevirmişti.

Şahanov, özetle şöyle demişti:

*Bugün, karşılaştığı felaketler karşısında, üç temel dine karşı soğuk durmasını göz önüne alırsak, insanlığın bunalımdan çıkması nasıl mümkün olabilir? Bugünkü uluslararası serbest pazar dedikleri sistemi kuran insanlar, öyle değişimlere sebep olmuşlar ki, insanlık adına olumlu hangi değer varsa hepsini mahvetmişler... Her şeyi düşünmüşler ama dini unutmuşlar. Onlar insan ruhunun, insan gözünün ihtiyaçlarına göre değil, devletin zenginliğini sağlayacak ihtiyaçlara göre modeller geliştirmişler ve dinin bütün insanlığın mutluluğunu esas alan ruhunu bir tarafa bırakmışlar.

*Ben yakınlarda George Soros ile görüştüm. Biliyorsunuz dünyanın en zengin adamlarından biri. Kendisine, “Bugünkü servetini 100'e katlasan, 1000'e katlasan ne olur, insanlığın ortak kültürü mahvedildikten sonra... İnsanoğlu, günde en fazla bir kilo et yiyebilir bir kilo da votka içebilir. Ama varlığı seven adam, tiranların zamanında durması gerektiği gibi zamanında durmayı bilmelidir... Durmazlarsa, büyük yıkımlara yol açarlar...” dedim...

*Zamanında durmazlarsa ne olur? Devlet sahibi olmak, yani zengin olmak deniz suyuna benzer. Denizin ortasında kalmış da susuzluktan kıvranırken ne kadar canın su istese o kadar deniz suyu içersin. İçtikçe içersin ve sonunda ölürsün. Bugünkü serbest pazar ekonomisi, işte buna yol açıyor; insanlığı öldürüyor...

*Niçin istiyorsun bu kadar para toplamayı? Şimdi ben “Atlantis'i mahveden elma” adında yeni bir kitap yazdım. Bu kitapta Atlantis'i de dinin yüce değerlerini mahveden bu para hırsının yok ettiğini anlatıyorum. Eski Yunan'dan gelen Roma'nın geliştirdiği demokrasinin eleştirisini yapıp kendi düşünceme göre demokrasiyi inceliyorum... Eski Yunan ve Roma'dan sonra demokrasiyle ilgili birçok konseptler gelişti, ancak görüyorum ki bu gidişle gerçek demokrasi dünyada hiçbir zaman gerçekleşmeyecek. Çünkü insan demokratlaşmadan önce ruhen çok yükseklere çıkmalıdır, cemiyet de bununla birlikte çok yükseklere çıkmalıdır. Onun için biz gerçek demokrasiyi düşünmeliyiz. Demokrasi, bugün, çalma çırpma ve hırsızlık rejimi oldu.

*Dinlere bakacak olursak, Allah'a giden yollar insanlık için ayrı ayrıdır, her din kendi yolunun doğru yol olduğunu göstermeye çalışır ama hepsinin amacı, kendi yolundan gidenleri Allah'a yakınlaştırmaktır. Yani kendilerinin Allah'a yakın olduğunu göstermeye çalışırlar. Bence bu yakınlık kendilerine hiçbir hayır veya üstünlük getirecek değildir. Papa, kitaplarımı okumuş, bana bir mektup gönderdi ve benim konseptime yakın duygu ve düşünceler içinde olduğunu söyledi. Ben de birçok din adamı ile görüştüm. Bazılarının müspet fikirleri var. Ben bugünkü pazar ekonomisi sonucu uygulanan saldırganlıktan, bütün insanlığın korunması gerektiğini düşünüyorum. Dinler, kuruluş amaçlarına hizmet etmiyor bugün, siyasete hizmet ediyor... Din, bugün politikanın özü olmuş...

*Kazakistan'da, birçok insan kendi dinini bırakarak başka dinlere giriyor! Çünkü diğer dinlerin misyonerleri, onların maddi ihtiyaçlarını karşılıyor. Dünyada bugün en çok korkulması gereken şey budur: Parası olan dini de satın alıyor!

*Türkler çok yiğit bir halktır, ancak bugünlerde yiğitliklerini daha çok işadamları ile gösteriyorlar. Cemiyeti güzelleştiren kıymetlerden uzaklaşıyorlar. Büyük Türk Hanlığı dünyaya hükmederken neden düştü? Çünkü düşmanın karşısına güçlü ordular çıkarabiliyordu ama bir an geldi ki güçlü kültür çıkaramadı. Bence Türkiye bunu daima düşünmelidir...

*Bugün görüyorum ki, Türk halkları kendi milli dillerinden, kimliklerinden, törelerinden uzaklaşıyor. Ben bu durumu anlatırken “Ahdalanmış halk” diyorum... Yani hadım edilmiş...

Umarım ki Türkiye'deki milliyetçilerin önde gelenleri de ahdalanmış olmasın!


© Yeniçağ