Arap Baharı'nın etkisiyle Suriye'nin karıştığı dönemde Türkiye'nin Suriye politikası; bu gelişmelerin ülkenin demokrasi yolunda atılım yapabilmesi için bir fırsat olarak değerlendirilmesine yönelik telkinler, yardımlar ve tavsiyeler olarak şekillenmiştir. O zamanki dönem, Türkiye'deki yönetim açısından "Kardeşim Esad" dönemidir.

Ancak Suriye yönetimi, olayları iktidarına bir tehdit olarak algıladığından bunu bastırma yoluna gitmiş, bu süreçte göstericilerin yanında, masum birçok insan hayatını kaybetmiştir. Bu sırada Türkiye sığınmacı akınına uğramıştır.

Bu dönemde "Kardeşim Esad" anlayışı, "Katil Esed" olmuş, Türkiye'nin politikası da, Esad rejiminin devrilmesine, yerine Müslüman Kardeşler odaklı yönetim gelmesine dönüşmüştür.

Türkiye, daha sonra etkin olan IŞİD terörüyle mücadele kapsamında oluşturulan koalisyonda etkin rol almıştır. ABD, IŞİD'le mücadeleyi bir fırsat bilerek PYD/PKK'yı desteklemiş, kuzeyde bir terör devleti kurmak istemiştir. Türkiye de hem terörle mücadele, hem de Esad rejimini devirmek amacıyla, yeni adı Suriye Millî Ordusu (SMO) olan, Özgür Suriye Ordusu'nu (ÖSO) kurmuştur.

TSK, SMO'yla birlikte, terör koridorunu önlemek için yaptığı operasyonlarla 3 bölgede kontrol sağlamıştır. Terör saldırıları devam edince, terörü sınırdan ötelemek ve sığınmacıları yerleştirmek için 30 km. derinlikte "Güvenli Bölge" oluşturmayı planlamıştır.

Ancak Türkiye'nin operasyonlarına yeşil ışık yakan Rusya da dahil olmak üzere, uluslararası ortam, artık bu "Güvenli Bölge"nin oluşturulmasını güçleştirmektedir.

Sığınmacılar, Türkiye'yi her açıdan tehdit eder duruma gelmiştir. Türkiye'nin bozulan dış ilişkilerini düzeltmek için uyguladığı politika da, artık sonu kestirilemeyen mevcut Suriye politikasının devamına imkân vermemektedir. SMO da sorun olmaya başlamıştır.

Son Tahran ve Soçi toplantılarında da Rusya'nın, sorunları Suriye yönetimiyle birlikte çözümlenmesini işaret etmesi, Türkiye'nin mevcut politikasında değişikliğe gitmesini zorunlu hale getirmiştir.

Politika değişimi sıkıntı yaratıyor

Bu toplantılarda Suriye'nin toprak bütünlüğü ön plana çıkmış, Türkiye'nin, Rusya, İran ve Esad rejimiyle birlikte Suriye'nin doğusunda PKK/SDG'ye karşı müşterek operasyon teklifinde bulunduğu da söylenmiştir.

Bunun gerçekleşmesi ancak Türkiye'nin Esad rejimiyle resmî temas kurmasıyla mümkündür. Fakat yönetimin, ideolojik nedenlerle buna henüz hazır olmadığı, şimdilik istihbarat birimleriyle yürütülmesini tercih ettiği söylenebilir.

Dışişleri Bakanı politika değişikliği işaretini, "Muhalefetle Suriye'deki rejimi bizim bir şekilde anlaştırmamız lazım. Aksi takdirde kalıcı bir barış olmaz, bunu hep söylüyoruz" ifadesiyle verirken, Büyükelçiler toplantısındaki konuşmada "güvenli bölge" konusundaki kararlılığımızın devam ettiğinin söylenmesi, Türkiye'nin yeni politikasının henüz şekillenmediğini göstermektedir.

Türkiye'nin birbiriyle çelişen yaklaşımları değişimi zorluyor

Bir taraftan Suriye'nin toprak bütünlüğünü benimsemek, diğer taraftan güvenlik ve sığınmacılar için "güvenli bölge" tesis etmek bir çelişkidir.

Ayrıca, rejimi değiştirmeyi hedefleyen SMO'yu da rejimle anlaştırmayı istemesi, SMO'nun da bunu gösterilerle protesto etmesi, İçişleri Bakanı'nın da ortalığı yatıştırmak için SMO'ya sahip çıkılacağını açıklanması, çelişkileri arttırmıştır.

Çelişen konuların yanında yönetimin; yeni doğumlarla da artarak sayısı 5 milyonu aşan, Türkiye'nin demografik yapısına tehdit olan ve sosyal kargaşa yaratan Suriyeli sığınmacılara, iç siyasi kaygılarla çok sayıda vatandaşlık vermesi, ideolojik yaklaşımla geri göndermeye istekli olmaması, onların da kendilerine tanınan imkânlardan dolayı gitmek istememesi de ayrı bir sıkıntı yaratmıştır.

***

Türkiye'nin; Başlangıçta (stratejide) yaptığı hataları güvenlik gerekçesiyle taktik girişimlerle düzeltmeye çalışması, mezhep ve ideoloji odaklı politikalar uygulaması, durumu içinden çıkılamayacak hale getirmiş, sorunların müştereken çözümü için, uluslararası ortamda kabul gören Suriye yönetimiyle, çıkarları gereği ciddi ilişkiler kurması kaçınılamaz hale gelmiş, hatta geçmiştir.

Rusya ve Arap ülkelerinden gelebilecek sıcak para ve ekonomik beklentilerle, yakın bir gelecekte Suriye'yle, zoraki de olsa, üst düzeyde ilişki kurulması sürpriz olmayacaktır.

Suriye yönetiminin, diyalog ve müzakere için TSK'nın kontrolündeki bölgeleri boşaltarak kendisine devretmesi talebinin kısa sürede gerçekleştirilmesi de, mevcut durumdan çok daha fazla sorun çıkaracağı göz önünde tutularak, ancak zaman içinde kademeli olarak yapılabileceği düşünülmelidir.

QOSHE - Türkiye'nin Suriye politikası değişiyor mu? - Armağan Kuloğlu
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Türkiye'nin Suriye politikası değişiyor mu?

31 8 22
19.08.2022

Arap Baharı'nın etkisiyle Suriye'nin karıştığı dönemde Türkiye'nin Suriye politikası; bu gelişmelerin ülkenin demokrasi yolunda atılım yapabilmesi için bir fırsat olarak değerlendirilmesine yönelik telkinler, yardımlar ve tavsiyeler olarak şekillenmiştir. O zamanki dönem, Türkiye'deki yönetim açısından "Kardeşim Esad" dönemidir.

Ancak Suriye yönetimi, olayları iktidarına bir tehdit olarak algıladığından bunu bastırma yoluna gitmiş, bu süreçte göstericilerin yanında, masum birçok insan hayatını kaybetmiştir. Bu sırada Türkiye sığınmacı akınına uğramıştır.

Bu dönemde "Kardeşim Esad" anlayışı, "Katil Esed" olmuş, Türkiye'nin politikası da, Esad rejiminin devrilmesine, yerine Müslüman Kardeşler odaklı yönetim gelmesine dönüşmüştür.

Türkiye, daha sonra etkin olan IŞİD terörüyle mücadele kapsamında oluşturulan koalisyonda etkin rol almıştır. ABD, IŞİD'le mücadeleyi bir fırsat bilerek PYD/PKK'yı desteklemiş, kuzeyde bir terör devleti kurmak istemiştir. Türkiye de hem terörle mücadele, hem de Esad rejimini devirmek amacıyla, yeni adı Suriye Millî Ordusu (SMO) olan, Özgür Suriye Ordusu'nu (ÖSO) kurmuştur.

TSK, SMO'yla birlikte, terör koridorunu önlemek için yaptığı operasyonlarla 3 bölgede kontrol sağlamıştır. Terör saldırıları devam edince, terörü sınırdan ötelemek ve sığınmacıları yerleştirmek için 30 km. derinlikte "Güvenli Bölge" oluşturmayı planlamıştır.

Ancak Türkiye'nin operasyonlarına yeşil ışık yakan Rusya da dahil olmak üzere, uluslararası ortam, artık bu "Güvenli Bölge"nin oluşturulmasını........

© Yeniçağ


Get it on Google Play