Suriye'yle ilişkiler normalleşse de, üç temel konunun diyalogla ve müzakere yoluyla çözümlenmesi pek mümkün görülmemektedir. Bunlar ancak iki ülkenin ortak çalışmasıyla, takvime bağlanarak ve aksaklıklara her safhada iyi niyetle çareler bulunarak çözümlenip, zaman içinde sonuçlandırılabilir.

Temel konular; TSK'nın kontrol ettiği bölgeler, sığınmacılar ve Suriye Millî Ordusu (SMO) dur. Suriye yönetimi, Türkiye'nin diyalogu öngören açıklamalarına henüz bir reaksiyon göstermemiştir.

TSK'nın kontrol ettiği bölgeler

Suriye yönetimi, müzakerelerin başlayabilmesi için, TSK'nın İdlip ve operasyon bölgelerinden çekilerek, Suriye rejimine devredilmesini arzu etmektedir.

Türkiye Suriye'nin toprak bütünlüğünden yana olduğunu, bölgede kalıcı olmadığını defalarca açıklamıştır. Ancak ABD, SDG/PKK'yı, IŞİD tehdidi minimize olsa da mücadeleye devam edecek örgüt olarak nitelemekte, terör örgütü olmasına rağmen desteklemekte, Suriye kuzeyinde bir "garnizon" devlet kurma politikasına hizmet eden müttefik olarak görmektedir.

Türkiye, başlangıçta yaptığı politik hatadan dolayı, ABD tarafından desteklenen SDG/PKK'nın sınır boyunca bir garnizon devlete dönüşecek yapısını bozmak ve bölgeden gelen terör saldırılarını da bertaraf etmek için bu operasyonları düzenlemiştir.

Türkiye'nin, tacizler ve saldırılar devam ettiğinden, ilave operasyonlarla bir "Güvenli bölge" oluşturması, buraya sığınmacıları yerleştirmesi de gündemdedir. Bu nedenle rejimin, bölgede güvenlik sağlanmadan ve kontrolü tam olarak yapabileceğine kanaat getirmeden, bölgeden çekilmesi beklenmemelidir.

Sığınmacıların dönüşü

Bazı dönüşlere rağmen, yüksek oranda doğumlarla da artan kayıtlı kayıtsız Suriyeli sığınmacıların sayısının 5 milyon civarında olduğu söylenmektedir. 11 yıldır Türkiye'de olan bu sığınmacılar, bir şekilde yaşamlarını düzenlemenin yollarını bulmuş ve devam ettirmektedir. Ancak sosyal yapıyı bozduğu, demografik değişim tehlikesi ve hoşnutsuzluk yarattığı bir gerçektir.

Uluslararası hukuk gereği zorla gönderilemeyeceğinden, dönmeleri için tedbirler alınmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Bunun için;

-Öncelikle Türkiye'de kendilerine sağlanan imkânların ve tanınan toleransın kaldırılması, vatandaş olma beklentilerinin sonlandırılması,

-Dönecekleri yerlerin güvenli ve alışık oldukları ortama benzemesi, kendilerine cazip imkânlar sağlanması,

-BM, AB, Rusya ve Suriye'nin konuya ortak edilerek külfetin paylaşılması gerekmektedir.

Bunlar yapılsa da dönüşlerin arzu edilen seviyede olamayacağı beklenmektedir.

SMO ne olacak?

Türkiye'deki yönetim, muhalefetin rejimle anlaşmasını önerirken, Suriye yönetimi onu kendi iktidarını yıkmak isteyen teröristler olarak nitelendirdiğinden anlaşma pek mümkün görülmemektedir.

Suriye'deki yönetimin, ABD'nin de istediği, SDG'nin halen bulunduğu bölgede özerk bir yönetim kurulmasının toprak bütünlüğünü bozmayacağı anlayışıyla kabullenebileceğine ve SDG/PKK'nın da rejim ordusunun bir parçası olarak görülebileceğine ilişkin düşüncesi olduğu söylenebilir. Bunu Türkiye'yle birlikte, Rusya ve İran'ın da katılımıyla, toprak bütünlüğünü bozan bu örgüte karşı birlikte operasyon düzenlemesine yanaşmamasından anlamak mümkündür.

SMO ise, elindeki imkânları ve bölgedeki etkinliğini kaybetme endişesi taşımaktadır. Bu durumda Suriye'nin SDG/PKK'ya gösterebileceği anlayışı, SMO'ya göstermesi zordur.

Çözümün ancak kendilerine imkânlar tanınarak, tazminat verilerek, Suriye yönetimince af çıkarılarak, tehlike yaratması da önlenerek tasfiye edilip, geldikleri yerlere gönderilmesiyle mümkün olabileceği söylenebilir.

***

ABD'nin de istediği, Suriye'de, Irak'ın kuzeyindeki yapıya benzer, özerk bir yönetim teşkili Türkiye'nin güvenliği açısından sakıncalıdır.

Suriye sorunu iki ülke arasının ötesinde çok boyutludur. Rusya belirleyici, ABD ve İran önemli aktörlerdir. Doğrudan ilişki kurulmasıyla, temel konular dışındakiler için sonuçlar alınabilir. Ancak temel konulara çözüm bulunması, bugünden yarına beklenmemelidir. Çünkü dış politikada U dönüşü zordur. Görüş ve ifadelerin de netleşmesi gerekir.

Diyaloğun, dışişleri düzeyinde kademe kademe yükselip, liderler seviyesine ulaşması mümkündür. Eylül'de Özbekistan'da yapılacak Şangay toplantısı belki bir fırsat olabilir. Ancak sorunların çözümü, karşılıklı samimiyete, görüşmelerin devamlılığına ve zamana ihtiyaç göstermektedir.

QOSHE - Suriye'yle normalleşmede üç temel konu - Armağan Kuloğlu
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Suriye'yle normalleşmede üç temel konu

38 8 12
26.08.2022

Suriye'yle ilişkiler normalleşse de, üç temel konunun diyalogla ve müzakere yoluyla çözümlenmesi pek mümkün görülmemektedir. Bunlar ancak iki ülkenin ortak çalışmasıyla, takvime bağlanarak ve aksaklıklara her safhada iyi niyetle çareler bulunarak çözümlenip, zaman içinde sonuçlandırılabilir.

Temel konular; TSK'nın kontrol ettiği bölgeler, sığınmacılar ve Suriye Millî Ordusu (SMO) dur. Suriye yönetimi, Türkiye'nin diyalogu öngören açıklamalarına henüz bir reaksiyon göstermemiştir.

TSK'nın kontrol ettiği bölgeler

Suriye yönetimi, müzakerelerin başlayabilmesi için, TSK'nın İdlip ve operasyon bölgelerinden çekilerek, Suriye rejimine devredilmesini arzu etmektedir.

Türkiye Suriye'nin toprak bütünlüğünden yana olduğunu, bölgede kalıcı olmadığını defalarca açıklamıştır. Ancak ABD, SDG/PKK'yı, IŞİD tehdidi minimize olsa da mücadeleye devam edecek örgüt olarak nitelemekte, terör örgütü olmasına rağmen desteklemekte, Suriye kuzeyinde bir "garnizon" devlet kurma politikasına hizmet eden müttefik olarak görmektedir.

Türkiye, başlangıçta yaptığı politik hatadan dolayı, ABD tarafından desteklenen SDG/PKK'nın sınır boyunca bir garnizon devlete dönüşecek yapısını bozmak ve bölgeden gelen terör saldırılarını da bertaraf etmek için bu operasyonları düzenlemiştir.

Türkiye'nin, tacizler ve saldırılar devam ettiğinden, ilave operasyonlarla bir "Güvenli bölge" oluşturması, buraya sığınmacıları yerleştirmesi de gündemdedir. Bu nedenle rejimin, bölgede........

© Yeniçağ


Get it on Google Play