Suriye’deki hızlı değişim

Suriye Merkezi Yönetimiyle SDG arasında sağlanan 10 Mart 2026 mutabakatının 31 Aralık 2025 tarihine kadar uygulanmasına SDG riayet etmemiş, bu tarihten sonra da Halep’in kuzeyinde kontrol ettiği mahallelerde çatışma çıkarmıştır.

SDG’nin bu davranışının, Suriye genelinde kazandığı konumunu güçlendirme ve özerk yönetim tesisini devam ettirme düşüncesinden kaynaklandığı düşünülmektedir.

SDG’nin mutabakata rağmen bu tutumunu devam ettirmesini, ABD’nin onu ciddi bir şekilde ikaz etmemesine, ABD’nin bölgeden önemli ölçüde kuvvetlerini çekmesine rağmen her hâlükârda desteğini devam ettireceğine ve İsrail’in de işbirliği çerçevesinde desteğini sürdüreceğine olan inancına, Kandil’den de tutumunu devam ettirmesi için gelen telkin ve çağrılara bağlamak mümkündür. SDG’nin bu beklentiye dayanarak, Şara yönetiminin, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve üniter yapısından başka bir yapıya izin verilmeyeceği yönündeki açıklamalarını dikkate almadığı görülmüştür.

ŞAM yönetiminin operasyonları

Şam Yönetimi, SDG’nin takındığı tutum karşısında, entegrasyonu zorlamak maksadıyla, Türkiye’den siyasi ve askeri alanda aldığı istihbarat, lojistik, muhabere/elektronik desteği ve ABD’nin de yol vermesiyle bir süredir hazırlıklarını sürdürdüğü operasyonlara başlamıştır. Operasyon, Halep’in kuzeyindeki SDG güçlerinin kontrolünde olan mahallelerde başlamış, bir haftaya yakın süren çatışmalar, Suriye Ordusunun üstünlük sağlaması ve ABD’nin de arabuluculuğu ile sonuçlanmış, SDG kendisine sağlanan koridordan Fırat doğusuna çekilmiştir. Bu operasyon esnasında Kandil’in SDG’ye direnmesi yönünde çağrıda bulunması dikkat çekmiştir.

Operasyonlar bundan sonra da devam etmiş ve SDG’yi, güçlerini tamamen Fırat’ın doğusuna çekme zorunda bırakmıştır.

70.000 civarında askeri gücü olduğu söylenen, ABD tarafından teşkilatlandırılan, eğitilen ve güçlü silah, araç ve malzemeyle desteklenen SDG, Suriye Ordusunun bu ilerlemesi karşısında Fırat’ın doğusunda da tutunamamış, Ayn el Arap’ı elinde tutup, Rakka’nın batısından sonra doğusunu ve Deynizor bölgesinin de tamamını boşaltarak Haseki vilayetine kadar çekilmiştir.

Yapılan görüşmelerden sonra 18 Ocak 2026’da ateşkes ve tam entegrasyon anlaşması sağlanmış, ancak SDG, bu anlaşmaya da uymamış, yeniden yapılan görüşmelerden de sonuç çıkmamıştır. SDG bulunduğu Ayn El Arap ve Haseki bölgelerini, Kandil’in etkisiyle ve bulunduğu bölgenin Irak’ın kuzeyindeki özerk Kürt yönetimine yaslamasından aldığı cesaretle koruyup, anlaşma şartlarını lehine çevirebileceğini hesaplayarak çatışmaları yeniden başlatmıştır.

Ancak bu süreçte, ABD’nin siyasi ve askeri desteğini alamaması, SDG’yi gittikçe zor duruma sokmuş ve 20 Ocak 2026’da Barrac’ın arabuluculuğunda ateşkes ve entegrasyon için yeni bir anlaşma yapma mecburiyetinde bırakmıştır.

Entegrasyonu gerçekleştirmek için yapılan girişimler

Bu son anlaşmada, 18 Ocak 2026 mutabakatına ilave olarak, SDG’yi rencide etmeyecek bazı hususlara yer verilmiştir.

Bunların içinde; Suriye Ordusu’nun Haseki ve Kamışlı şehir merkezlerine girmemesi, Haseki vilayetinin Suriye devlet yapısına dahil olmasına ilişkin detayların müzakere edilmesi, askeri birliklerin köylere girmemesi ve köylerde sadece yerel güvenlik güçleri bulunması, Mazlum Abdi’nin Suriye Savunma Bakan Yardımcılığı ve Haseki valiliği için aday olarak önerileceği, halk meclislerinde yere alacak kişilerin tespit edilmesi, SDG’ye bağlı tüm askeri güçlerinin kademeli olarak Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıkları bünyesine katılması ve sivil........

© Yeniçağ