Tefekküre açılan kapı
Tefekküre açılan kapı
Güneş dürüldüğü an, gökyüzünün haritası değişir; yıldızlar dökülür, dağlar yürütülür. Bu tasvirler yalnızca kozmosun kırılıp çözüldüğü sahneler değildir. Bizim iç dünyamızın da, idrakimizin sınırlarının da tek tek sınandığı anlar olarak karşımıza çıkar. Tekvir Suresi’nin çağrısı, bizi dış dünyadan iç dünyamıza doğru, sessiz ve kararlı bir yolculuğa davet eder. İçimize sızan, damarlarımızda ilerleyen ve ruhumuzun inşirahı için bir tefekkür rüzgârı eser. İçerden gelen ışık, dışarıdan gelen fısıltıya karşı okunabilir bir cevaba dönüşür. Kulun Rabbi ile arasındaki uhuvvetin sağlanması için, bir titreyiş, bir ürperti, bir umut ve korku ekseninde sahnelerin belirginleştirilmesidir.
Tefekkür meselemiz, yalnızca düşünceyle sınırlı bir etkinlik değildir. Bilakis kalplere işlenmiş bir hatıra, niyetlere nüfuz eden bir rehber ve ruhların süruruna yol açan bir aynadır. Fehmetme ve idrak arasındaki ince çizgi, burada sadece kavramsal bir farklılık değil, hayatın ritmiyle uyumlu bir dönüşüm sürecidir. İdrak, anlamın, inanmanın zihnimize yerleşmesi, fehmetme ise o anın kalpte duyulup yaşanmasıdır. Bu iki kavram, kıyametin sahnelerini yalnızca anlatan bir tasvir olarak almamalı/okumamalı, iman edenlerin iç yolculuğunu yapacağı bir yol haritasına dönüşmelidir.
Güneşin dürülmesi, yalnızca astronomik bir olay değildir. Bu ifade, güven duyduğumuz düzenlerin bir anda son bulacağını bizlere hatırlatır. Şüphesiz insanlar, gündüzün aydınlığına ve gecenin sükûnetine güven duyarlar. Fakat bu güven, dış göstergelere bağımlı olduğunda kırılgandır. Güneşin dürülmesi demek; hayatın merkezinin kaybolması ve bizim kendimizi ona göre biçimlendirdiğimiz tüm söylemlerin alt üst olması anlamına gelir. Böyle bir kırılma anında, insana düşen en ağır ders, “kalıcı olan nedir?” sorusunu tekraren sormak o gün gelmeden evvel o güne hazır olmaktır. Dış dünyanın çökmüşlüğü/çürümüşlüğü karşısında iç direnişi yeniden yapılandırmak, yeniden inanmak, iman etmek ve emredildiği gibi dosdoğru olmaktır.
Ardından yıldızlar dökülür; semayı süsleyen milyonlarca ışığın, bir kolyenin ipinin kopmasıyla dağılıp gitmesi, insan zihninde “düzen kendiliğinden var olan bir gerçeklik değildir” gerçeğini güçlendiren bir hatırlatmadır. Düzen, ilahi kudretin ayakta tuttuğu........
