Fetih yolcuları – IV HUDEYBİYE: GÖRÜNMEYEN FETİH
Fetih yolcuları – IV HUDEYBİYE: GÖRÜNMEYEN FETİH
İnsan tarihi çoğu zaman eksik okur. Çünkü gözü, hakikatin tamamına değil yalnızca görünen yüzüne alışmıştır. Oysa hakikat, çoğu zaman görünende değil, onun içinde ve ardında saklıdır. İşte bu yüzden bazı anlar vardır ki, zahirde bir duruş, hatta bir geri çekilme gibi görünebilir. Bu geri çekilme topluluğa, cihat edenlere ağır gelebilir. Fakat gözükmeyen (batıni) yönüyle bir çağın kapısını aralar. Hudeybiye, tam da böyle bir eşiktir. Bir savaşın değil sabrın, bir yenilginin değil hikmetin, bir sonun değil görünmeyen bir başlangıcın adıdır. Nefislere ağır gelse de sabrın başı acı olsa da sonu tatlıdır.
Hz. Peygamber (sav) ve beraberindeki sahabe Mekke’ye doğru yola çıktıklarında niyetleri apaçık bir şekilde bir savaş değil, bir umre yolculuğuydu. Fakat yollar Hudeybiye’de kesildi, kapılar kapandı, Kabeyi ziyaret etmeye izin verilmedi. Umre yapılamadı. Dışarıdan bakıldığında tablo oldukça basit bir şekilde şöyledir: Medine’li Müslümanlar umre için yola çıkmışlar lakin hedeflerine ulaşamamışlardır. Önleri kesilmiş, kılıçlar çekilmiş ve Mekkeye girmelerine izin verilmemiştir. Nefislere ağır gelmiştir. Bir taraftan Kabeyi görememişler, diğer yandan Mekkede’ki yakınlarıyla görüşme imkânları ellerinden alınmıştır.
Toplum psikolojisi açısından bakıldığında bu kabul edilir, yenilir yutulur değildir. Kalabalık uğultu halinde seslerini yükseltebilir, çeşitli ifadeler kullanabilir ve taşkınlık çıkaranlar olabilir. Oysa hakikat, insanın bu kadar aceleci olmasına razı değildir. Çünkü her geri çekilme evvelemirde bir kayıp gibi gözükse de aslında bir kayıp değildir. Bazen geri çekilmek, daha büyük bir yürüyüş için alınmış bir mesafedir. Bazen durmak dağılmamak içindir ve bazen vazgeçmek gibi görünen şey aslında daha derin bir kazanımın, hazırlanmanın başlangıcıdır.
Hudeybiye’de yapılan anlaşma, sahabenin bir kısmına ağır gelmişti. Şartlar zahiren Müslümanların lehine değildi, maddeler zorlayıcıydı. İnsan kalbi çoğu zaman gördüğüyle hüküm verir, hikmeti zamana bırakmakta zorlanır. Rivayet edilir ki Hz. Ömer’in (ra) iç dünyasında ciddi bir sorgulama yaşanmış olduğudur. Bu durum bir itirazdan çok, anlam arayışının........
