İran-ABD/İsrail savaşının şaşırtıcı yönleri

İran-ABD/İsrail savaşının şaşırtıcı yönleri

Savaşların doğasının değiştiğini, konvansiyonel kapasitelerin başarılı bir strateji doğrultusunda hem savunmaya hem de saldırıya avantaj sağlayacağını, caydırıcılığın -eğer bu stratejilerin doğası anlaşılmazsa- yeterince caydırıcı olamayacağını, dolayısıyla bölgesel ya da bölgeselleşme eğiliminde olan savaşların sürekli tırmanmaya dayanacağını biliyorduk; ya da bu değişimler üzerinden düşünüyorduk. Fakat savaş meydanında gözümüzün önünde bu değişimlerin etkili olması bambaşka bir şey. İran-ABD/İsrail savaşının nevi şahsına özgü bir doğası var. Evet, bu harp bir yıpratma harbi ve evet bu yıpratma harbi içerisinde tırmandırma karşı tarafın savaşma azmi ve kabiliyetini ortadan kaldırmak için kullanılan bir yöntem. Tırmandırma teslimiyet değil direnç ile karşılaştığından bir tırmanma kapanı yaratıyor. Tüm bunlar literatürdeki beklentilere uygun. Ancak bu savaşın kendine has doğası nedeniyle farklı bir tırmandırma harbi izliyoruz. 

TIRMANMA İÇİN TIRMANMA

Genelde tırmandırmaya dayalı yıpratma harpleri sürekli yukarıya doğru kırmızı çizgilerin art arta aşılmasına dayanmaz. Yıpratma harbi dediğimiz şeyin özü, harbin karşı taraftan uzun süre ve istendiği şiddette sürdürülebilir olduğunun karşı tarafa gösterilmesi, bu algının yaratılmasıdır. Bu nedenle genellikle bir tırmandırma (yukarıya doğru atılımlar olsa bile yatay bir el yükseltme) sürekliliğine dayanır. Bu sürekliliği ayarlamak için genelde taraflar arada tansiyonu düşürme adımları izlerler, hatta el yükseltmenin bir amacı da tansiyonu düşürmek ve düşük seviye çatışmanın alt ve üst sınırlarını belirlemektir. Yaklaşık 25 günlük elimizdeki savaş böyle bir yol izlemiyor. Bu savaşta el yükseltme el yükseltme için yapılıyor. Tarafların siyasi amaçlarında herhangi bir el düşürme olmadığı gibi, maksimalist siyasi amaçlarını gerçekleştirmek için daha fazla acı ve maliyete katlanabilecekleri mesajı veriyorlar. ABD ve İsrail, hala, İran’ın savaş yapma/askeri direnme kapasitesini yok edecek bir teslimiyet peşinde. Cumartesi akşamı İsrail’e yapılan saldırıların şiddeti ve Natanz’a yapılan saldırıya karşı Dimona’ya yani Negev’deki Nükleer araştırma merkezine doğru bir saldırının yapılabilmesi İsrail için bu amacın maliyetinin çok çok artabileceğini gösteriyor. Yine de İsrail (şu an için) Lübnan ve İran ayakları belli olan bölgeyi yeniden şekillendirme, bunun için sahada sonuna kadar ya da sonsuza kadar çarpışma azminde bir fire vermiş değil. İsrail pozisyonunu koruduğundan şu an için ABD maliyeti yönetilir bulmaya devam ediyor. İsrail faktörü nedeniyle İran da bir ateşkesin peşinde değil. Kendisine, İsrail’in ve tabi ABD’nin bir daha saldırmayacağına dair garantiler verilmeden bölgesel ve küresel oyuncular için ceza ve maliyet yükseltme stratejisinden bir adım dahi gerilemeyeceğini gösteriyor. Bu noktada savaşta el yükseltme ne kadar ileri giderse aktörlerin düşük yoğunluklu çatışma dinamiğine dayalı bir uzun savaşa doğru gitmesini bekleyemiyoruz. Beklentimiz aktörlerin savaştan........

© YeniBirlik