The Devil Wears Prada 2 geri döndü
The Devil Wears Prada 2 geri döndü
Bu hafta dünyaca ünlü ikonik bir filmin Türkiye galasına özel davet edilen isimlerinden biriydim. Evet Şeytan Marka Giyer 2 Türkiye galasındaydım. Tam yirmi yıl aradan sonra 1 Mayıs 2026'da beyazperdeye döndü. Aradan geçen on yılların yükü omuzlarında ama bildiğimiz gibi Prada, taş çatlasa bile düşmez; sizi asla üzmeyen o ilk görüşte vurulma hissini bu kez çok daha olgun, hatta daha kırılgan bir hikâyeyle sunuyor. Yönetmen koltuğuna David Frankel oturuyor, senaryoyu Aline Brosh McKenna kaleme alıyor; ikili, ilk filmdeki sihirli dokunuşu devam ettirirken 2026'nın dijital ve post-modern medya dünyasına dair epey keskin bir gözlem sunuyor.
Film, Miranda Priestly’nin (Meryl Streep) artık fiziki “Runway” dergisini ayakta tutmak için verdiği savaşı anlatıyor. Dijital çağ, print medyayı emekliye ayırırken Miranda’nın etki alanı daralıyor, hele bir de ünlü bir söyleşisinde çıkışıp kraliyet ailesiyle ilgili yaptığı yorumlar dergiyi tamamen batma noktasına getiriyor.
Tam bu kriz anında karşımıza çıkan Andy Sachs (Anne Hathaway), artık yurt dışında muhabirlik yapmış, kendi işini kurmuş, moda dünyasıyla barışmış bir gazeteci. Stanley Tucci’nin canlandırdığı Nigel’in devreye girmesiyle, Andy yeniden Miranda’nın radarına giriyor ve bu kez “asistan” değil, “Features Editor” sıfatıyla Runway’e dönüyor. Güç dengesi artık sadece Miranda’nın bacağından dökülen krem rengi Chanel çizmesinin yanında değil; ikili arasında gerçek ve soğukkanlı bir iş birliği var. Bu dengeyi sağlayan en büyük etken şüphesiz Streep’in performansı. O Miranda hâlâ dondurabilecek kadar buz gibi ama bu kez “ruhu yorulmuş, takati azalmış, tribüne çekilme arifesinde bir Miranda” karşımızda.
News18’in dediği gibi: “Meryl........
