Rıza’dan demokratik topluma: Alevilerin öze dönüşü
Kapitalist modernist anlayış, an itibarıyla evrensel boyutta derin bir kriz yaşamaktadır. Yaşanan kriz, başlı başına sistemsel bir kriz olup aynı zamanda bir yabancılaşma sorununu da beraberinde getirmektedir. Bireyin, toplumun ve doğanın varoluşsal hakikatine yabancılaşan bir sistem, Rıza toplumunun bütün tarihsel birikimlerini, ahlaki-politik değerlerini bir bir tüketmektedir. Sistemin anti toplumcu karakteri, en üst düzeyde yozlaşarak devam etmektedir. Derin kriz yaşayan kapitalist modernist anlayışa karşı, toplumun özgürleşmesi perspektifine olan ihtiyaç orta yerde duruyor.
Üçüncü Dünya Savaşı olarak da tanımladığımız bu kriz, tüm yönleriyle bilince çıkarılmalıdır. Krizlerin derin olarak yaşandığı dönemlerde aynı zamanda çözüm önerileri de gelişir. Nahak (devletçi) anlayışın zihniyetini taşıyan temsilcilerinin doğaya, topluma, kadına, kültüre ve tarihe yönelik bütün çirkinliklerine karşı yaşamı güzelleştirme ihtiyacı her zamankinden daha fazladır.
Bir yerde toplum parçalanmışsa, kötülükler, çirkinlikler, ayrıştırma, toplumu karşı karşıya getirme ve çatıştırma anlayışı güçlenmişse; toplum ister içten isterse dıştan iktidarcı zihniyetler tarafından yönetilmeye çalışılıyorsa, toplumsal yarılma derinleşmişse yapılacak ilk iş, öze dönmek ve Rıza toplumu ile en üst düzeyde ikrarlaşmaktır. Parçalanan toplum, güçten düşmüş toplum demektir. Buna karşı ise demokratik topluma geri dönmek, Rıza toplumu ile ikrarlaşmak, toplum ile barışmak olur ki bunun başka bir ismi de komünleşmektir.
Bu mana ile demokratik toplum, aynı zamanda bir özgürlük toplumudur. Özgürlük, toplumsallıkta manasını bulur. Toplumsallığın esas alındığı, doğanın eko kırıma uğratılmadığı, bireyin, toplumun ve doğanın hakikatiyle yaşam alanı bulduğu bir sistemde özgürlükten söz edilir. Asıl olan toplumdur ve........
