We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

AKP histerisi: Alt-emperyalizm hevesinin sonu

6 0 0
27.02.2021

1960’lı yılların sonlarında çoğunluğu Latin Amerika kökenli düşünürlerin ortaya attığı ‘bağımlılık teorisi’ Lenin’in emperyalizm teorisine eleştirel bir katkı getirerek yeni sömürgecilik, merkez/çevre, gelişmişlik/azgelişmişlik ve ‘üçüncü dünya’ gibi kavramlar üzerinden küresel ekonomi-politik süreçlerin yeni bir analizini ortaya koyuyordu. Bu kuram çerçevesinde yakın tarihe bakıldığında Türkiye devleti de önemli yeni sömürge ülkelerden biri olarak incelenmeye uygun görünüyordu.

Bağımlılık teorisinin yakın tarih okuması, Türkiye’nin özellikle 1946’dan bu yana ABD güdümlü bir ordu ve devlet tarafından yönetilen bir ülke olduğunu vurgulayarak işe başlayacaktır. 1950’de ABD ordusunun 25. Piyade Tümeni komutasında savaşmak üzere bir tugay Türk askerini Kore’ye gönderip savaştırdıktan sonra (bu askerlerin önemli bir bölümü ‘NATO şehidi’ olmuştur) 1952 yılında NATO üyeliğine kabul edilmesiyle birlikte bu ilişki netleşmiş oldu. O tarihten beri Türk ordusunun tamamı NATO komutası altındadır. Türkiye coğrafyasının dört bir yanı ABD/NATO radar istasyonları ile doldurulmuş olup İncirlik üssünde ABD’ye ait nükleer silahların olduğu, yine İncirlik üssünden kalkan U2 casus uçaklarının Sovyet hava sahasını sürekli ihlal ettiği dünya kamuoyunun iyi bildiği gerçeklerdir.

Cumhuriyet tarihi boyunca bu askeri ve dolayısıyla idari bağımlılık altında; Kemalist, liberal, milliyetçi, sosyal demokrat ve İslamcı olmak üzere farklı renkler arz ettiğine tanık olduğumuz siyasal iktidarların biri diğerini takip etmiştir. Bu iktidarların........

© Yeni Yaşam


Get it on Google Play