menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tekçi devlet aklının çözülüşü

9 0
previous day

Ortadoğu uygarlık havzası, tarih boyunca iktidar ile komünal toplum değerleri arasındaki gerilimin en sert biçimde yaşandığı coğrafyalardan biri olmuştur. Bu coğrafyada egemen olan hegemonik iktidarcı–devletçi uygarlık, yalnızca siyasal bir organizasyon değil; aynı zamanda ahlaki, ontolojik ve epistemolojik bir kırılmayı da temsil eder. Rıza toplumuna ait ontolojik değerleri yok eder. Devlet aklı, kendisini toplumun üstünde ve dışında konumlandırdıkça; çoklu iktidar aygıtlarını güncelleştirdikçe hakikatten, edep-erkandan, kemaletten ve rızaya dayalı meşruiyetten kopmuştur. Alevi inanç dilinde bu kopuş, “yol’dan düşme”, “ikrarı bozma” “düşkünlük” olarak tanımlanır ki, bu durum ” zulmat deryası” olarak kavramlaşmıştır.

Çocukluğumuzda annelerimizden dinlediğimiz masallardaki yedi başlı ejderha, tam da bu kopuşun simgesidir: Her başı başka bir baskı mekanizması, her gövdesi zor ve ganimet üzerine kurulu doymak bilmeyen asalak, zulümkar bir düzen. Özellikle Bugün kadınların zihninde “yedi başlı ejderha” olarak tanımlanması: kadın zihninin devletçi yapıya bakışını en çıplak hali ile tanımlıyor. Özellikle Ortadoğu’daki tekçi ulus-devletler, bu ejderhanın modern tezahürleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Tek kişinin, tek kimliğin, tek mezhebin, tek hakikatin mutlaklaştırıldığı bu yapılar; çoğulluğu bir zenginlik değil, varoluşsal bir tehdit olarak algılamaktadır.

Meşruiyetin çöküşü

Sosyolojik açıdan bakıldığında, meşruiyet yalnızca zor aygıtlarıyla değil; toplumun rızasıyla kurulur. Devletler ideolojik ve zor aygıtları ile rıza üretirler. Ancak Ortadoğu’daki tekçi devletler, uzun süredir bu rızayı üretememektedir. Weberyen anlamda meşru şiddet tekeli, yerini giderek mafyavari, çeteci, ganimetçi........

© Yeni Yaşam