menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İngiliz İmparatorluğu’nun geri dönüşü?

21 0
10.05.2026

Kral Charles III, Washington ziyaretini neredeyse hasarsız tamamlamayı başardı. Bunda, Başkan Donald Trump’ın birçok yabancı lidere yaptığı muamelenin aksine “uslu” durmasının payı büyük. Öyle ki, kralın Magna Carta’ya referansla otoriterleşme eğilimlerine yönelttiği eleştiriyi bile sineye çekebildi. İki ülke arasındaki “özel ilişkiye” zeval getirecek ifadelerden itinayla kaçındı.

Ancak Charles’a gösterilen diplomatik nezaket, İngiltere ve ABD arasında suların durgun olduğu anlamına gelmiyor. İran savaşının Hürmüz’de kitlenmesi küresel ekonomiyi sarstıkça daha çok sıkıntıya düşen Trump, dönüp NATO müttefiklerini ve Avrupa ülkelerini suçluyor. Bu atmosferden kral muaf tutulmuş olsa da İngiltere hükümeti payını yeterince alıyor.

Dünyanın en kayda değer monarşisi olan İngiltere’de kral yetkisiz olduğundan, bu ziyaret üzerine fazla söz üretmek aşırı yorum riski taşıyor. Yine de Charles’la Trump arasında yaşanan söz ve jest alışverişinin sembolik önemini akılda tutmak gerekir. Bu temaslar, yalnızca iki ülke ilişkilerine değil, Batı ittifakının geleceğine dair de ipuçları taşıyor.

Konu İngiltere-ABD ilişkileri ve Hürmüz olunca, siyasal hafızanın Süveyş Krizi (1956) kayıtlarına dönmesi kaçınılmaz. Mısır’da Nasır yönetiminin Süveyş Kanalı’nı millileştirmesine karşı İngiltere, Fransa ve İsrail’in ortak müdahalesi olarak başlayan savaş, saldırganlar açısından yalnızca bir hafta içinde stratejik bir hezimete dönüşmüştü. Bu trajik sonda ABD’nin payı büyüktü. Sovyetler Birliği ve Birleşmiş Milletler de işgale karşı çıkıyordu ama Londra üzerindeki en ağır siyasi ve ekonomik baskıyı Washington kurdu.

Süveyş krizi, ilk bakışta İngiltere, Fransa ve İsrail’in ABD onayı olmadan bağımsız dış politika sürdüremeyeceklerini göstermişti. Daha........

© Yeni Yaşam