Yargı darbesi, polis darbesi, disiplin darbesi

Özgür Özel’in İzmir mitingini polis marifetiyle dağıtma teşebbüsü başarılı olamadı. Olamadı ama, bu bilinçli “başarısızlık”, adım adım daha örgütlü ve daha şiddetli müdahalelerin geleceğini haber verdi.

CHP’ye karşı “yargı darbesinden” adım adım “polis darbesine” geçileceğinin bu işaretini herkes dikkatle incelemelidir. Çünkü şu anda yargı darbesine “hukuk içinde” karşı koyma imkanlarının tükendiği açık bir gerçektir.  CHP’nin Butlan kararına YSK’da yaptığı itirazın reddilmesinden sonra eğer Yargıtay da Butlan kararını onaylar ya da çıkmaz ayın bilinmeyen gününe kadar CHP başvurusunu oyalarsa hukuk alanında yapılacak hiçbir şey kalmamış olacaktır. Geriye “sokak, hayatı durdurma, üretimden gelen gücü genel grev olarak, tüketimden gelen gücü de boykot olarak kullanma” dışında hiçbir çare kalmayacaktır.

Düşünülmesi gereken soru şudur: Anayasayı “yargı darbesiyle” çiğneyerek CHP’nin meşru yönetimini deviren AKP içindeki cunta, meşru toplantı, gösteri, grev, genel grev hakkını devlet terörü ile çiğneyerek direnen kitleleri “polis darbesiyle” evlerine kapatmaya kalkarsa ne yapılacaktır?

Şu anda meşru Özgür Özel liderliğindeki güç CHP içinde “parti tüzüğünü” çiğneyen bir “muhalif hizipçi güce” dönüştürülmek üzeredir.

Parti içinde “disiplin darbesiyle”, sokakta ise “polis darbesiyle” karşı karşıya gelmesi artık an meselesidir.

Eğer Özgür Özel ve arkadaşları şu anda “CHP’den tasfiye edilmelerine” karşı “CHP içinde”, “yargı ve polis darbesiyle siyaseten tasfiye edilmeye” karşı da “sokakta”, yani “iki cephede”, üstelik “yalnız başına” direnmek zorunda kalırsa kesin olarak yenik düşecektir.

Daha şimdiden........

© Yeni Yaşam