menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Barış için ortak hükümet

48 0
14.03.2026

Dün Yeni Özgür Politika’daki yazımda, “üçüncü” bir füze, provokatörler tarafından ateşlenip, Türkiye’ye düşerse, AKP iktidarının tek başına ABD ve İsrail’in baskılarına direnemeyeceği öngörüsünden hareketle Türkiye’nin İran savaşında kara harekatına sürüklenme ihtimalinden söz etmiştim. Yazıyı “üçüncü” füzenin Türkiye semalarında NATO tarafından engellenmesinden önce yazmıştım.

“Üçüncü!” füze ateşlendi. Aynı zamanda ABD, İran’a karşı kara harekatına karar verdi ve bu amaçla bölgeye deniz piyadelerini sevk etmeye başladı.

İran bu füzenin kendisi tarafından ateşlenmediğini bildirdi ve iktidar, bir yandan böyle saldırılara karşı Türkiye’nin güvenliğini koruma “kararlılığını” dile getirirken, diğer yandan İran’ı doğrudan suçlamak yerine, İran yönetimiyle birlikte durumu aydınlatmaya çalıştığını bildirdi.

Türk devleti, İsrail’in Gazze’de Filistin’e savaş açmasıyla birlikte, gelişmelerin İran’a karşı savaşın kaçınılmaz olacağını herkes gibi gördüğü ve böyle bir durumda Türkiye’nin de bu savaşa bulaşma ihtimalini hesaba kattığı için, PKK ile iç savaşı durdurmayı hayati bir mesele saydı ve İmralı’nın kapısını çaldı.

Öcalan ise, Üçüncü Dünya Savaşının yeni aşamaya tırmandığı şartlarda bir İran savaşının dört parça Kürdistan topraklarını savaşan devletler tarafından çiğnenme sonucu vereceğini önceden gördüğü için, “Barış ve Demokratik Toplum” sürecini başlatmak amacıyla, Türk devleti ile “demokratik uzlaşma” kararı verdi.

PKK ile savaşın şu anda sona erdiği ve Türk devleti bu anlamda amacına ulaştığı halde, barışın demokratikleşmeyle kalıcı hale gelmesi için gereken hiçbir adımı atmadı. Bunun iç politikayla ilgili sebepleri bir yana asıl sebep, Türkiye’nin mecbur kalarak İran savaşına katılma ihtimalini hesaba katmasıdır. Demokratik adımlar........

© Yeni Yaşam