Bağımsız Suriye artık Rojava’dır |
“ABD’ye güvenmenin sonu işte böyle olur” laflarını şu sıralar orada burada duymaktayız.
ABD Elçisi Barrac’ın “artık YPG’nin misyonu kalmadı” demesine öfke büyük. Keşke sadece öfke olsa. Bir “terkedilmiş” ruh hali var.
Oysa gerek Rojava sözcüleri, gerek Kürdistan medyası 2015 Kobane savaşında ve sonrasında ABD’yle Rojava arasındaki ilişkinin “taktik iş birliği” olduğunu belki bin defa, belki daha fazla ve her fırsatta açıkladı.
Taktik iş birliği ya da ittifak nedir?
Asıl amaçları farklı, hatta taban tabana zıt iki gücün, belli somut bir anda her ikisinin de çıkarlarını tehdit eden üçüncü bir güce karşı geçici (tekrar vurgulayalım, geçici) anlaşmasına taktik ittifak denir.
Mesela 1919’dan Lozan Antlaşması öncesine kadar Kemalistlerle Bolşeviklerin ittifakı geçici bir taktik ittifaktı. Molotof-Ribentrop anlaşması da, 1941 ile 1945 yılları arasında Sovyetlerle ABD ve İngiltere arasındaki ittifak da öyleydi.
Bu gibi taktik ittifak yapan hiçbir güç, diğerine “safiyane bir güven” duymaz. Taraflar birbirlerinin stratejik amaçlarının birbiriyle taban tabana zıt olduğunu bilirler.
Taktik ittifaklar bir zorunluluğun sonuçlarıdır. O zorunluluk ortadan kalktığı zaman taktik ittifak da ortadan kalkar.
Şu anda Rojava’da karşı karşıya olduğumuz durum taktik ittifakın sona erişinden başka bir şey değil.
Bu ittifakın gereği olarak yapılanlar şunlar: ABD Fırat’ın doğusunda Rojava’ya taktik bir destek verdi. Buna karşılık YPG güçleri İsrail’in güvenliğini tehdit eden Arap nüfusun çoğunlukta olduğu şehirlerde DAİŞ işgaline son verdi. Bu ittifaktan kimin daha kazançlı çıktığı ikincil ve tarafların güçleri arasındaki eşitsizlikle ilgili bir konu. Ancak her iki tarafın da belli oranlarda ve belli bir süre boyunca kazançlı çıktığı açık. Şu anda Fırat’ın doğusunda Rojava yaşıyor ve ABD ve İsrail de Suriye’de egemen konumda.
Asıl kaybeden kim: Suriye
Devletin başına CİA ve MI6 tarafından devşirilmiş bir eski terörist geçti ve........