Emperyalist planlara alternatif çözüm |
Kapitalist emperyalist sistem Ortadoğu coğrafyasını savaş ve çatışma zemininde tutarak Ortadoğu halklarının geleceğini rehin alma politikasını her fırsatta güncellemektedir. Ortadoğu, yüzyılı aşkın süredir emperyalist paylaşım anlaşmalarının, manda yönetimlerinin ve vekalet savaşlarının merkezi haline getirilen bir coğrafyadır. Özellikle İngiltere ve Fransa günümüzde yaşanan Kürdistan ve Filistin sorununun ortaya çıkmasında ve çözümsüz bırakılmasında önemli rol oynamıştır. Zamanla bu ikiliye İsrail, ABD, Türkiye ve diğer Avrupa ülkeleri de dahil olmuştur.
Suriye’de yaşanan gelişmeleri, Kürtlere karşı geliştirilen saldırıları tarihsel perspektifler ışığında değerlendirdiğimizde Ortadoğu’nun ve Suriye’nin son yüz yıllık tarihine baktığımızda ve bugün savaş ve çatışma üreten politikaların emperyalist paylaşım savaşı ve bunun ürünü olan anlaşmalardan kaynağını aldığı görülecektir. Osmanlı’nın dağılma sürecinde emperyalist paylaşım ve Ortadoğu’nun şekillenmesinde, halklar arasına çizilen yapay çizgilerle ulus-devletçiklerin oluşturulmasında kuşkusuz ki İngiltere ve Fransa arasında imzalanan, Rusya’nın, daha sonra İtalya’nın da ortak olduğu, Ekim Devrimi sonrası ifşa edilen Sykes-Picot (1916) anlaşmasının büyük rolü var. O döneme denk gelen Hüseyin-MCMahon yazışmaları (1915-1916), İngiltere’nin yayınladığı Balfour Deklarasyonu (1917), yine 6 Ocak 1920 Faysal-Clemenceau Anlaşması ile Suriye’nin Fransız Mandası’na bırakılması gibi bir dizi gelişme ile emperyalistler sömürgeciliği ve mandacılıkla Ortadoğu halklarının iradesinin kırılması ve sürekli bir emperyalist müdahale ile karşılaşmasının yapı taşlarını örmüştür. 2011 Arap Baharı sonrası iç savaşlarla müdahale daha da derinleşmiştir. Bugün, 2026 başlarında Suriye’de yaşanan gelişmeler ve 5-6 Ocak’ta Paris’te İsrail ve Şam arasında imzalanan, ABD’nin arabulucu olduğu ve Türkiye’nin masada resmi olarak olmasa da Kürtlere karşı saldırı için yeşil ışık yakılması sonrasında Ahmet el Şara’nın (Colani) Halep’te Kürtlerin yaşadığı Eşrefiye ve Şêxmeqsut’a yönelik saldırıları ve sonrası yaşananlar Kürtlere saldırının uluslararası çıkarların sonucu gerçekleşmesini bu tarihi döngünün hem bir devamı hem de potansiyel bir kırılma noktası olarak okumak gerekir.
Suriye’de yaşanan siyasi, toplumsal ve ekonomik gelişmeleri anlamak ve halklar lehine, kadınlar lehinde bir çıkış yapabilmek için bölgedeki emperyalist politikaları hatırlamak ve Ortadoğu’da savaş, çatışma üreten politikalara hayır demek ve demokratik bir Ortadoğu inşa etmek mümkün. Sayın Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum” stratejisi sadece Türkiye açısından değil tüm Ortadoğu’nun bu savaş ve çatışma girdabından çıkışının yolunu göstermektedir. 6 Ocak ve sonrası yaşananları Sykes- Picot anlaşmasının güncellenmesi olarak değerlendirilen sürecin boşa çıkarılması ancak Kürt halkı başta olmak üzere tüm Ortadoğu halklarının bu emperyalist paylaşım politikasına ve Arap-Kürt, Kürt- Türk çatışmasını önümüzdeki yüzyıla yaymak isteyen savaş stratejisine karşı Sayın Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği demokratik birliği, halkların, inançların eşit ve özgür yurttaşlık ilkesini esas alan........