We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Türkiye’nin Gulag Adaları

3 0 0
26.09.2021

12 Eylül’den bu yana en kalabalık cezaevi nüfusuna sahip olduğumuz dönemdeyiz. Ve 12 Eylül ve sonrasındaki döneme oranla her şey çok daha sistematik. Müthiş bir Gulag Adaları sistemine sahibiz. Ahmet Altan’ın tanıklığı, on binlerce insanın yaşadıklarını dillendiriyor. Sessizler adına da konuşuyor bir yerde. Kitabın Türkçesini yayınlamaya çekinmiş best-seller yayıncılar ama, ülkede hala kitabı yayınlayacak cesur yayınevleri olduğuna inanıyorum

Stockholm.

Nazi dönemine ilişkin olarak bana en çarpıcı gelen şeylerden biri toplama kampları haritası idi. 12 Eylül darbesi gerçekleştiğinde ülkede yeteri kadar cezaevi yoktu. Her yer cezaevi oldu, örneğin tüm okullar. Zaten okul sezonu da başlamamıştı ya!

Bizdeki toplama kamplarının haritası yapılmadı hiç. Sayı hayli yüksek; 600 bin, 12 Eylül darbesinden sonra gözaltına alınanların sayısı. Ve tutuklamalar, aileleri de kapsıyordu. Babayı bulmadın mı eşini, çocuklarını al! Ya da tersi, çocukları bulamadın mı? Babaları, anaları al!

Örneğin Fatsa’daki Fındık Fabrikası bir toplama kampına dönüştürülmüştü. Fatsa lanetli kent olarak ilan edilmişti Cunta tarafından. Belediye Başkanı Terzi Fikri ile birlikte tutuklananlar, fındıkkabukları üzerinde yürütüldü çıplak ayak. Cezaevi koşulları çok ağırdı. Yargılamalar sırasında kalbi duruverdi Terzi Fikri’nin.

Perşembe’deki her yeri beton NATO sığınağı insanların doldurulduğu bir depo olarak kullanıldı.

Toplam yekun 600 bin. Yarım milyondan fazla! Rekabet edebilecek sadece Pinochet’nin Şili Cuntası!

İnsanların depolanması ilginç! Perşembe’de en iyi arkadaşlarımdan birinin babası gözaltına alınmıştı mesela. Gürcü kökenli. Sebep, öğretmen okulu öğrencisi kızı ve oğlu aranan listesinde! Her yeri bir yer beton, pencere diye bir şeyin olmadığı bir yeraltı sığınağını tahayyül edin.

Babanın ciğerlerinde sorun var. Bir süre sonra baba serbest bırakılır, ama kısa bir süre sonra yaşama veda eder. Ve bu çocuklarının içinde hep bir yara olarak kalır.

Kızı mezun olmuştur, önce Van’ın Tutak kazasına tayin olunur resim öğretmeni olarak. O zamanlar, bilgisayar sistemleri falan yok. Kütüphane kart dolaplarını andıran dolaplar var. Rafı çekiyorsun, kartlar elinin altında, ama üzerlerinde kitap isimleri değil, insan isimleri yazılı. İsmin altında da, hangi “suçlardan” tutuklandığının,........

© Yeni Yaşam


Get it on Google Play