Mesele sadece Trump mı?
Trump’ın ikinci kez başkan seçilmesiyle birlikte hükmünü uzunca bir süredir kaybetmiş olan uluslararası düzen, tamamen işlevsiz hale geldi. Venezuella devlet başkanı Maduro’nun eşiyle birlikte bir gece yarısı derdest edilip esir alınmasıyla Trump’ın ABD başkanlık koltuğuna oturmasından itibaren dünyanın dört bir yanındaki ülkelere savurduğu tehditlerin fiilen gerçekleşebildiği de görüldü. Uluslararası normların ve kurumların hiçe sayıldığı bu keyfi güç gösterisi karşısında Birleşmiş Milletler (BM)’den ses çıkmazken devletler düzeyinde gelen tepkiler ise -birkaç istisna dışında- yasak savmanın ötesine geçmedi. Dünyada ve ABD’de demokrasi duyarlılığına sahip kamuoyundan gelen ve “haydut”, eşkiya” gibi nitelendirmelerle ifade edilen tepkiler ise önemli ölçüde Trump’ın kişiliğine yönelik oldu.
Donald Trump, kendisine yönelen tepkilere “kendisini uluslararası hukukun durduramayacağını, yetkisini anayasa veya mahkemeler tarafından değil, kendi ahlakıyla sınırladığını söyleyerek” karşılık verdi. Öte yandan Venezuella’nın zenginliklerine el koymuş olmakla böbürlenirken, diğer Latin Amerika ülkelerinin yanı sıra Grönland, İran ve benzerlerine yönelik tehditlerini arttırarak hukuk tanımaz tavrını sürdürmekte ısrarcı olduğunu da gösterdi.
ABD, özellikle Doğu Bloku’nun dağılıp, dünyanın tek kutuplu hale gelmesinden bu yana emperyalist emellerini........
