‘Sürekli savaş örgütü’ NATO

ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan savaş beşinci haftayı geride bırakırken en ileri teknolojinin kullanıldığı silahlarla doğrudan yaşam alanları, enerji ve içme suyu tesisleri hedef alınıyor. Birçoğu NATO üyesi olan Avrupa ülkeleri bu savaşta -açık ya da örtük olarak- ABD ve İsrail’in yanında yer almak istemediklerini bildiriyor. Bunun nedeni uluslararası hukukun ve insan haklarının ihlal edilmesi değil elbette. Zira bu ülkeler hak hukuk aramaksızın dünyanın diğer birçok bölgesinde ABD’nin öncülüğünde gerçekleştirilen savaşlara “kendilerine de bir pay düşer” beklentisiyle destek olmuşlardı. Gazze’de yıllardır soykırım gerçekleştiren İsrail’e kucak açıp, İsrail’i eleştirenleri antisemitist ilan edip en sert biçimde bastırırlarken de hak hukuk gibi bir dertleri yoktu. Ama bu defa kazananın ABD olacağından emin olamadıklarından olsa gerek kaybeden tarafta olma riskine girmek istemediler. (Bildiğimiz kadarıyla, Türkiye de ABD’nin savaşa katılma teklifine olumlu yanıt vermeyen NATO üyeleri arasında. Ancak son günlerde boğazların kontrolü de dahil olmak üzere Türkiye topraklarında NATO’ya yeni alanlar açan faaliyetlerin giderek arttığını da gözden kaçırmamak ve ayrıca değerlendirmek gerekiyor).

Avrupa’nın önde gelen ülkelerinin savaşa katılmayı reddetmesiyle planları bozulan ve “öfkeden küplere binen” Trump, her konuda olduğu gibi çelişki dolu açıklamalarla bu ülkeleri tehdit etti. Bu bağlamda Trump, bir taraftan “ABD’yi NATO üyeliğinden çekme” tehdidini ortaya atarken diğer taraftan “savunma harcamaları GSYİH’nin yüzde 5’inin altında kalan ülkelerin NATO’nun kararlarına katılamayacakları tehdidini........

© Yeni Yaşam