menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Üç damar, tek düğüm…

17 0
02.06.2026

Türkiye siyasi tarihi, olayların ve isimlerin değiştiği ancak devletin ana reflekslerinin ve siyasal krizlerin yapısal kodlarının sürekli kendini tekrar ettiği bir döngüler sahnesidir. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde bulunduğu durumu, parti içi tartışmaları ve devleti yöneten merkezi iktidar aklı ile yaşadığı gerilimi anlamak için bu tarihsel döngüye bakmak faydalı olabilir. Zira bugünkü tablo tek bir döneme birebir benzemekten ziyade; Cumhuriyet tarihindeki üç ayrı krizin, yani 1957-1960 arası Demokrat Parti-CHP geriliminin, 1971-1972 İnönü-Ecevit hizipleşmesinin ve 1980 darbesinin yarattığı kapatılma travmasının üst üste bindiği ilginç bir karmaşayı da ifade ediyor. Bugün dışarıdan gelen devlet baskısı (ya da desteği diyelim) ile parti içindeki meşruiyet savaşı aynı anda yaşanıyor.

Bu çok boyutlu krizi, yüz yıllık tarihsel arka plan üzerinden üç ana damar halinde okumak mümkündür.

Birinci damar, devlet aygıtı ve yargı eliyle siyaset mühendisliğidir.

Türkiye’de merkezi iktidarların, kendilerine alternatif üretebilecek siyasi yapıları yargı ve devlet aygıtı eliyle dizayn etme çabası son yüzyılın en kalıcı refleksidir. Bu refleksin 1925’te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kapatılmasıyla başlayan, 1930’da Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın tasfiyesiyle süren, 1980’de tanklarla tüm partilerin kapatılmasına ve Kürt siyaseti şahsında da tarifi imkânsız bir momente varan uzun bir geçmişi var. Burada Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’na kısa bir parantez açmak iyi olacaktır. Çünkü cumhuriyet tarihinin ilk muhalefet partisiydi. Kâzım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele ve Adnan Adıvar’ın öncülüğünde, 17 Kasım 1924’te kuruldu. Amasya Tamimi ile Kurtuluş Savaşı’nı başlatan beş kişilik kumandan kadrosunun Mustafa Kemal hariç tüm üyeleri, Terakkiperver Fırkası’nın kurucu ve liderleri arasında yer aldı. Terakkiperver Fırkası’nın “Parti, dini düşünce ve inançlara saygılıdır” maddesi gerekçe gösterilerek, Şêx Said İsyanı’ndan sorumlu tutularak Haziran 1925’te kapatıldı. Buradan bakınca bugünün şaşırtıcı yeniliği müdahalenin biçiminde ortaya çıkıyor. Tasfiyenin grameri tamamen değişmiş, askeri bir darbe ya da olağanüstü hâl kararnamesi yerine, “mutlak butlan” gibi hukuk fakültelerinin köşede kalmış özel hukuk kavramları üzerinden geliyor.

İkinci damar, liderlik savaşı ve parti içi........

© Yeni Yaşam