Sömürgeci-gangster kapitalist emperyalizm (5): Anti emperyalist mücadeleyi yeniden örgütlemek
Venezuela’da yaşananlar, tüm Latin Amerika için bir ders niteliğinde. 1980’lerden bu yana alt kıtanın sanayisizleşmesi ve emtia ihracatına olan bağımlılığın artması, tüm bu ekonomileri emtia fiyatlarındaki (tarım, maden ve petrol) dalgalanmalara maruz bırakıyor. Bu da Amerikan emperyalizminin gölgesinde ulusal kapitalistlerin ve ekonomilerin zayıflığı göz önüne alındığında, bağımsız bir ekonomi politikası izlemeyi imkânsız hale getiriyor. (1)
Venezuela bu duruma nasıl düştü?
Venezuela’nın trajedisi, her şeyin petrole ve petrol fiyatına bağlı olmasıydı, petrol dışı sektörlerde çok az gelişme vardı ya da hiç yoktu ve bu sektörler zaten özel şirketlerin elindeydi. Devletin kontrolündeki makro düzeyde bağımsız bir ulusal yatırım planı ve programı yoktu. Buna ek olarak ABD’nin yaptırımları ve hükümetin sürekli olarak altüst edilmesi, Bolivarcı Chavista Devriminin günlerinin sayılı olduğunu göstermekteydi.
Venezuela özgülünde Chavez Hükümetinin büyük umutlarının nasıl bu hale dönüştüğünün bir kaç nedeni olduğu ileri sürülebilir: (i) ABD emperyalizmi ve yaptırımları sonucunda, ülkede dayanılmaz boyutlara erişen enflasyon, işsizlik, yoksulluk (ii) Venezuela seçkinlerinin (başta üst düzey ordu mensupları olmak üzere) entrikaları ve büyük çaplı yolsuzluklar (iii) Chavez’in ufkunun ve ömrünün Venezuela’da sermayenin ekonomik egemenliğine son vermeye yetmemesi, halefi Maduro’nun ise Devrime bağlı kalmaması, aksine yoluna büyük yolsuzluklar ve çok sert bir otoriterlikle devam etmesi.
Maduro halk desteğini büyük ölçüde kaybetmişti
Nitekim ABD’nin yaptığı saldırı teknik olarak çok iyi yürütülmüş olsa da ağır silahlarla donanmış Venezuela silahlı kuvvetlerinin çok az direniş göstermiş olması düşündürücüdür. Bu durum, Maduro’nun halk desteğinden yoksun olduğunu açıkça ortaya koyuyor. (Bu arada Trump’ın Maduro’yu devre dışı bırakmak için rejim içindeki bazı unsurlarla anlaşma yaptığına dair kanıtlar giderek ortaya çıkıyor).
Maduro Hükümeti, yaşam standartlarını sürdürmek için büyük dış borçlar biriktirmeye başladı. Venezuela şu anda dünyanın en borçlu ülkesi. Hiçbir ülke, GSYH veya ihracatın payı olarak daha büyük bir kamu dış borcuna sahip değil veya ihracatın payı olarak daha yüksek bir borç servisiyle karşı karşıya değil. 2014’ten 2021’e kadar Venezuela, modern tarihin en kötü ekonomik krizlerinden birini yaşadı: ekonomi yüzde 86 daraldı, yoksulluk 2019’da tahminen yüzde 96’ya yükseldi, enflasyon aynı yıl yüzde 350 bin gibi absürt bir seviyeye ulaştı, 2018’de nüfusun neredeyse üçte biri yetersiz beslenme sorunu yaşadı ve Venezuelalıların yaklaşık dörtte biri (şu anda 7,7 milyonu aşan) benzeri görülmemiş bir göç dalgasıyla ülkeyi terk etti. (2)
Ekonomi yeterince sosyalleştirilemedi
Chavez’in uyguladığı program, Venezuela’nın petrol dışı kapitalist sektörü, petrol endüstrisi ve çokuluslu şirketler tarafından elde edilen değerin yeniden dağıtımına yönelikti. Yani petrol dışı sektörlerin mülkiyeti ve üretimi, ekonomiyi planlamak için devlet kontrolü altına alınmadı.
Başarısız olan sosyalizm mi?
Sağcı ana akım iktisatçılar bize, “Venezuela’nın sosyalizmin işe yaramadığını kanıtladığını söyleseler de” 21. yüzyılda Venezuela tarihinden çıkarılacak ders; “sosyalizmin” başarısızlığı değil, görünüşte tek varlığı petrol olan zayıf (ve giderek izole olan) bir kapitalist ülkede sermayenin kontrolünü sona erdirememenin çok riskli olduğudur.
Çünkü Venezuela’da halkın becerilerine yeterince yatırım yapılmadı, yeni endüstriler ve teknoloji geliştirilmedi (bunlar kapitalist sektöre bırakıldı). Dahası hükümetin yolsuzluğunu denetlemek ve ABD’nin yaptırımlarına ve Venezuela seçkinlerinin neden olduğu tahribata karşı politikalarını yönlendirmek için tabandan bağımsız örgütler aracılığıyla halkın katılımı da söz konusu olmadı.
Özetle, ekonomide sosyalist yatırımlara yönelik herhangi bir adım atılmadığından, Venezuela kapitalizmi yalnızca enerji sektörünün kârlılığına bağlıydı ve bu sektör, petrol fiyatlarının çöküşü ve ABD’nin yaptırımları sonrasında ölümcül bir sarmalın içine girmişti. (3) (Bu durum da tek başına komünlerin inşa edilmesinin sosyalist dönüşüm için yeterli olmadığını ortaya koyuyor).
Emperyalizm ve faşist tırmanış el ele gidiyor
Emperyalizmin mazlum ulusları yeniden kolonileştirme (sömürgeleştirme) döneminden geçiyoruz. Bu dönemi “gangster emperyalizm” ya da “tekno-sömürgecilik (kolonyalizm)” olarak da adlandırabiliriz.
Böyle bir emperyalizmin sürücü koltuğunda oturan ABD’nin haydut başkanı Trump, Venezuela’yı “yöneteceğini” ve petrolünü ele geçireceğini iddia ediyor. Bu tür planlar göz önüne alındığında, bu dönemin “güçlü olanın haklı olduğu ve başka hiçbir şeyin öneminin kalmadığı bir dünya düzeninin hedeflendiği” açık.
Ayrıca emperyalist sistem, son on yılların en tehlikeli döneminde girmiş bulunuyor. Bu sistem, Trump’ın somut örneği olduğu aşırı........
