Sömürgeci-gangster kapitalist emperyalizm (3): Donroe Doktrini

Günümüzde emperyalist yeniden sömürgeleştirmenin bir diğer göstergesi korsanlığın anakronik bir şekilde geri dönüşüdür. Bugün artık gangsterlik aşamasına geçmiş olan ABD emperyalizmi bugünlerde bunu yapıyor.

Maduro’nun kaçırılması emperyalizmin gangster aşamasının en son eylemidir. Irak’ta Saddam Hüseyin’in tamamen sahte suçlamalarla zorla devrilmesi ve idam edilmesi, Libya’da Muammer Kaddafi’nin acımasızca öldürülmesi, Suriye’nin işgali, tek “suçu” emperyalistlerin desteklediği yerleşimci sömürge projesiyle evlerinden çıkarılmak istememeleri olan Filistin halkına yönelik soykırım, Gazze’nin Trump tarafından seçilen bir “valinin” yönetecek olması ve birinci sınıf bir gayrimenkul haline getirilecek bir ABD kolonisi olarak ele geçirilmesi, emperyalizmin gangster aşamasının gelişiminin bölümleridir. (1)

Sömürgecilerin doğrudan yönetimi sömürgeci bir pratiktir

Bunlara Trump’ın Venezuela’yı “bundan böyle biz yöneteceğiz” açıklamasını da eklemek gerekir. Trump, Maduro’nun kaçırılması sonrasında amacının sadece Maduro’yu tutuklamak olmadığını, şu anda ABD’nin ülkeyi yöneteceği bir geçiş süreci sağlamanın zamanı geldiğini de açıkladı: “Güvenli, uygun ve mantıklı bir geçiş süreci gerçekleştirilene kadar ülkeyi biz yöneteceğiz”. (2)

Kısaca Trump, Venezuela’da rejim değişikliği yapmak için sadece çıplak askeri emperyalizmle uğraşmıyor, ABD’nin yeni bir sömürgecilik inşa etmeyi planladığını da ‘ifşa ediyor’. Öyle ki 24 saat içinde, ABD’nin uygun bir kukla rejim kurulana kadar Venezuela’yı ‘doğrudan yönetmeyi’ planladığını kamuoyuna açıklayabiliyor. Çünkü doğrudan yönetim, sömürgeci bir emperyalizm biçimidir. (3)

Avrupa’yı ABD’ye biat ettirmek!

Daha önce sözü edilen Strateji belgesine göre, Dünya ABD ve Çin gibi iki rakip güç arasında bölünmüş durumda ve bunlardan biri, rakibini yenmek için her türlü yolu kullanmaya ve bunu mümkün olduğunca çabuk yapmaya hazır. Bunu başarmak için, etki alanını sadık vasalların koruduğu bir kaleye dönüştürmesi gerekiyor. Bu iki sadık vasal; kendi kendini yok eden Avrupa ve Latin Amerika’dır.

Burada önemli olan, Avrupa’yı daha da zayıflatmak ve onu ABD’ye giderek daha bağımlı hale getirmek. Bunu yapmak için Avrupa Birliği’ni önemsiz hale getirmek gerekiyor. Bu stratejiye uygun olarak önce Brexit hayata geçirildi. Şimdi mesele Avrupa Birliği’ni tamamıyla sona erdirmek çünkü izole olduklarında Avrupa ülkeleri daha zayıf ve kontrol edilmesi daha kolay hale gelecektir.

Batı Yarımküreyi kontrol etmek!

Batı Yarımkürede yer alan ülkeler ise (özellikle de Venezuela) Çin Halk Cumhuriyeti ile olan önemli ticari ilişkileri nedeniyle ABD açısından sorunlu bir bölge ve bu bölgedeki istikrarsızlaştırma ve kaosa sürükleme süreçleri daha sert olmalı. Venezuela bu bağlamda (ciddi iç sorunları nedeniyle de) son derece önemlidir.

Kısaca Venezuela saldırısının asıl nedeni petrol olsa da bölgeyi istikrarsızlaştırmak da ABD’nin önemli hedefleri arasında yer alıyor. Bu, Çin’i ve yatırımlarını Latin Amerika’dan, özellikle de gelecekteki petrol arzını güvence altına almak için Venezuela’dan çıkarmak anlamına geliyor. Sonrasında, ABD bölgeyi kendi çıkarları doğrultusunda yeniden istikrara kavuşturmayı planlıyor.

Kuşkusuz, ABD emperyalizmi öncelikle Venezuela petrolünü istiyor. ABD günde 13 milyon varil petrol çıkarıyor. Bu dünyadaki en yüksek miktar. Dahası, ABD, Rusya’yı Avrupa’dan uzaklaştırdığı için Avrupalı müttefiklerine satmak için daha fazla petrole ihtiyaç duyuyor ve bunu da Venezuela’dan temin etmeyi Planlıyor.

Kısaca, Venezuela saldırısı uyuşturucuyla ilgili değil, ABD’ye karşı çıkan bir ülkenin ve petrol ve maden zenginlikleri dahil olmak üzere, tüm varlıklarının kontrolüyle ilgili. Bu başlı başına büyük bir sömürgeci emperyalist eylem.

Daha da önemli olan şey, bu saldırıların sadece Venezuela ile sınırlı kalmayacak olması. Nitekim ABD’nin gözü şimdi, Kolombiya ve (Venezuela’nın kaynaklarına sahip olmayan ancak düşman komşusuna karşı siyasi muhalefeti paylaşan) Küba’ya çevrilmiş durumda. Grönland ve Kanada’ya yönelik tehditler de söz konusu. Bu tehditler devam edecek ve muhtemelen tırmanacak. Yani Trump Amerika’sı, ABD’nin bölgedeki ekonomik hegemonyasını yeniden tesis etmek için Batı Yarımküreye geri döndü.

Monroe Doktrininden Donroe Doktrinine: emperyalizmde süreklilik esastır!

Bu noktada bundan 203 yıl öncesine dönmekte fayda var. 1823 yılında İspanyol-Amerikan bağımsızlık süreci sırasında ilan edilen orijinal Monroe Doktrini, Batı Yarımkürenin Avrupa sömürgeciliğine kapatılması gerektiğini........

© Yeni Yaşam