Almanya ve Birleşik Krallık’ta faşist yükseliş: Tarih tekerrür mü ediyor?

Almanya’da 6 Eylül’de yapılan eyalet seçimlerinde, nüfusu 2 milyonun biraz üzerinde olan Saksonya-Anhalt eyaletinde, neo-faşist AfD (Alternative für Deutschland) oyların yüzde 44’ünü alarak açık bir üstünlük sağladı ve hükümeti kurabilmek için gerekli olan oy çoğunluğunu elde etmeye çok yaklaştı.

Saksonya-Anhalt 1932’de Nazi bir başbakan seçen ilk Alman eyaletiydi. (Aslında Anhalt’ın sol bir geçmişi de var). Bu eyalette yaşanan bu çarpıcı gelişme; sadece AfD’nin yükselişi değil, Almanya’nın geri kalan büyük bir kısmında çoğunluğu elinde tutan ve 1945 yılından bu yana aktif olan merkez sağ/muhafazakâr çizgideki Almanya Hristiyan Demokrat Birliği’nin (CDU) tam anlamıyla çöküşü anlamına geliyor.

İktidardaki CDU’nun Oyları Çakıldı

Öyle ki, F. Merz gibi nispeten popüler bir başbakana sahip olmasına rağmen, CDU 2021’de aldığı oyların yüzde 25’ini AfD’ye kaptırdı. AfD bu başarıyı Almanya genelinde tekrarlayabilirse, yeni seçmenleri harekete geçirmeye ve CDU’nun seçmenlerini kendine çekmeye devam ederse, Merz’in başkanlığını yaptığı bu parti, bir zamanlar ana rakibi olan SPD’nin yaşadığı ölçekte bir felaketle karşı karşıya kalabilir. (1)

Ayrıca, 2021’deki seçimlere kıyasla, bu seçime katılım oranı önemli ölçüde artarak yüzde 78’e yaklaştı. Bu durum AfD’ye yaradı. Analizlere göre: partinin destek artışının büyük kısmı eskiden oy kullanmayanlardan kaynaklanırken, buna önemli sayıda eski CDU destekçisi seçmen de eklendi.

Başka Bölgelerde de Tekrarlanabilir!

Dahası, bir başka küçük Doğu Alman eyaleti olan Mecklenburg-Vorpommern’de 20 Eylül’de seçim yapılacak, sonuç benzer olabilir. Bu da uzun zamandır beklenen Alman burjuva demokrasisinin krizinin artık gizlenemez olduğunu gösteriyor.

Bu arada Berlin, yeni Alman siyasetinin tüm karmaşıklığını yansıtıyor. Anketler; Die Linke, SPD, Yeşiller, CDU ve AfD olmak üzere beş partinin oy oranlarının yüzde 12 ile 21 arasında olduğunu gösteriyor. Die Linke muhtemelen en güçlü parti olarak ortaya çıkacak, bir zamanlar efsanevi Berlin Belediye Başkanı W. Brandt’ın partisi olan SPD ise beşinci sırada yer alacak. AfD’nin doğu banliyölerinde CDU’yu geçmesi bekleniyor. (2) Bu görünüm Alman burjuva demokrasisinin çökmekte olduğunun işareti sanki.

Almanya’da Aşırı Sağcı Bir Federal Hükümet Kurulabilir mi? 

Faşist AfD’nin bazı Doğu Alman bölgelerinde yükselişi tek başına önemli olmayabilir. Ancak ülke genelinde bu eğilimin giderek artmakta olması önemli. Öyle ki yakın zamanda yapılan bir anket, ulusal seçimler bugün yapılsaydı AfD’nin oyların yüzde 28’ini alarak gerçekten de galip gelebileceğini gösteriyor. Eğer bu gerçekleşirse, bu durum 1945’te Nazilerin düşüşünden bu yana Almanya’daki ilk aşırı sağcı hükümet olur ki, bu da başlı başına bir endişe kaynağı. Bu tedirgin edici gelişmenin nedenleri ise ekonomik faktörlerin çok ötesine geçebilecek ölçüde karmaşık.

Aşağıdaki tablodan da görülebileceği gibi, ekonominin durumu, özellikle Saksonya-Anhalt’ın bulunduğu ve AfD’nin son derece güçlü olduğu Doğu Almanya’da, bu gelişmede önemli bir yer tutuyor. (3) Öyle ki AfD’ye oy verenler, belirgin bir biçimde, ekonomik gidişattan ama özellikle de enflasyondan son derece rahatsızlar. Bu nedenle de sağ ya da sol merkez partileri cezalandırıyorlar.

Düşük Ekonomik Büyüme, Yüksek İşsizlik ve Sanayisizleşme

Alman ekonomisinin mütevazı standartlarına göre bile, Saksonya-Anhalt bölgesi ekonomisinde büyüme son derece cılız seyrediyor. Buna karşılık, işsizlik oranı nispeten yüksek. Bölge ekonomisi, bir zamanlar, Orta Almanya’nın devlet destekli sanayileşmesinin önemli bir merkeziydi. JU52 nakliye ve yolcu uçağının üretildiği orijinal Junkers fabrikası, Dessau’da bulunuyordu. Bölge bir zamanlar tüm sosyalist dünya için demiryolu araçları üretiyordu, ayrıca önemli ölçüde kimyasal ürünlerin üretimine yoğunlaşmıştı. Bu sektörler şu anda hiç iyi durumda değil. Ayrıca bölge nüfusu yaşlanıyor ve azalıyor.

AfD Eyalet Genelinde Toplumun Her Kesiminden Destek Aldı

Bu yüzden de AfD’nin söylemleri, Fransa, İtalya ve Birleşik Krallık’taki benzer partilerde olduğu gibi, kendilerini “işçi” olarak tanımlayanlarda (bunların yüzde 60’ı AfD’ye oy veriyor) ve maddi zorluklar yaşadığını belirtenlerde (bunların yüzde 65’i AfD’ye oy veriyor), güçlü bir karşılık buluyor. Bu iki grup seçmen kitlesi içinde çoğunluğu oluşturmasa da oy dağılımındaki bu eğilim oldukça tehlikeli. (4)

Yani Avrupa’daki diğer aşırı sağ partiler gibi, AfD de kendini “işçi” olarak tanımlayan seçmenler arasında önemli bir desteğe sahip. Ayrıca, maddi zorluklar yaşadığını belirten seçmenlerden de yüksek oranda oy alıyor. Nitekim, yukarıdaki tabloda da görüldüğü gibi, AfD seçmenlerinin hem ekonomiye hem de yaşam maliyetine ilişkin endişeleri, diğer partilerin destekçilerine kıyasla çok daha fazla.

Volkspartei (Halk Partisi)

Bu noktada bazı ayrıntılar önemli: AfD, işçi sınıfından oluşan seçmenler (toplam seçmenin yüzde 59’u) arasında, eğitim düzeyi düşük olanların (yüzde 57) ve ekonomik durumlarını kötü olarak değerlendirenlerin (yüzde 65) arasında en yüksek oy oranını elde etti. Ancak üniversite mezunları (seçmenin yüzde 30’u) ve ekonomik durumlarını iyi olarak gören seçmenler (seçmenin yüzde 37’si) arasında bile AfD kayda değer bir performans sergiledi. Ayrıca, 70 yaş üstü seçmenler (seçmenin yüzde 31’i) hariç, tüm yaş gruplarında yüzde 40’ın üzerinde destek elde etti. Dolayısıyla AfD, eyalet genelinde toplumun her kesiminden destek alarak, gerçekten bir “Volkspartei”, yani “halk partisi” olduğunu iddia edebilir. (5)

Ancak bu gelişme yeni değil. Yani böyle bir neo-faşist partinin güçlenmesi yeni bir olgu değil. Çünkü neo-faşist ideoloji son birkaç on yıldır Almanya’nın ana akım siyasi arenasına sızmaya devam ediyor. Nitekim, 2013’teki kuruluşundan bu yana hızla büyüyen parti, ırkçılığını ve otoriterlik eğilimlerini gizlemiyor ve liberal, çoğulcu bir toplumu reddetme konusunda oldukça açık sözlü davranıyor.

Tüm bunlardan sonra ortaya çıkan soru, “farklı yaş gruplarından ve sosyal sınıflardan gelen bu kadar çok seçmenin neden AfD’nin aşırıcı ve uygulanamaz politika önerilerine ilgi duyduğudur”.  Bu nedenleri aşağıdaki gibi sıralayabilmek mümkün.

(i) Doğu Almanya’nın Göreli Yoksulluğu

Öncelikle, eski Doğu Almanya’daki ekonomik durum, AfD’ye verilen desteği (kısmen) açıklayabilir. Kısmen, zira parti, özellikle batıdaki birçok eyalette de seçmenler arasında kayda değer........

© Yeni Yaşam