We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Sessizlik duvarı kırılmalıdır-Musa Piroğlu

11 0 0
19.03.2019

“Ve her şey bittiğinde, hatırlayacağımız şey, düşmanlarımızın sözleri değil dostlarımızın sessizliği olacaktır.”

(Martin Luther King) Mutlak tecridin kaldırılması talebiyle başlatılan açlık grevleri dördüncü ayını geride bırakırken, hapishanelerde sayısı 7 bini bulan tutsağın katılımıyla yayılarak büyüyor. Açlık grevleri 12 yıllık tutsak Zülküf Gezen’in feda eylemi sonrası yeni bir döneme girmiş bulunuyor. Bir bütün olarak Kürt halkının yaşadığı acılar karşısında sessizlik duvarının arkasına sığınan toplumsal muhalefet ve sosyalist hareketin büyük çoğunluğu, tecrit politikaları ve bu politikaları durdurmak adına yürütülen açlık grevleri eylemleri karşısında da aynı sessizliğin arkasında durmayı tercih etti. İktidar, hapishanelerden gelecek ölüm haberlerine yatırım yapıp, Kürt düşmanlığı üzerinden seçim siyaseti yürütürken, sarayı durdurmak adına ortaklaştığını iddia eden toplumsal muhalefet sarayla paralellik taşıyan bir yerden, benzer bir sessizliğe büründü. Bu sessizliğin arkasında sarayın Kürt sorununu kriminalize eden Kürt düşmanı söylemi belli oranda etkili oldu. Meclisteki partiler, sarayın Kürt halkının iradesi olarak meclise gönderdiği HDP üzerinden yürüttüğü “ terör” diline teslim olup HDP ile aralarına mesafe koymak için çırpınırken, Meclis dışındaki toplumsal muhalefet de Kürt halkının talepleri ve mücadelesine uzak durarak, bu dile teslim olmuş oldu. Bu sessizliğe ve teslim oluşa ilk cevap Tekirdağ hapishanesinde kendini feda eden Zülküf Gezen’den geldi.

Toprağı kanla yoğrulmuş, tarihi katliamlarla yazılmış coğrafyada yoksulluk ve zulüm altındaki halkların birbirlerine yaklaştığı ve birbirleriyle kaynaşıp ortaklaştığı tek şey yaşanmış ve yaşanmakta olan acılarıdır.........

© Yeni Yaşam