We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İşçiler neden susuyor? – Musa Piroğlu

10 14 47
05.02.2019

Tuzla’da 28 Ocak Pazartesi günü bir akaryakıt gemisinde meydana gelen yangında 2 işçi hayatını kaybederken, 1’i ağır olmak üzere 11 işçi de yaralandı. Ne yazık ki benzer katliamlarda olduğu gibi Tuzla’daki katliam da cılız açıklamalarla geçiştirildi. Tıpkı diğer işyerlerinde olduğu gibi işçiler öldü, geride kalanlar çalışmaya devam etti. Neredeyse bir işçi mezarlığına dönen, işçi cinayetlerinde dünya üçüncülüğüne yükselen ülkede, başlıktaki sorunun sorulması ve cevaplarının bulunması gerekiyor. İşçiler neden ölüm karşısında susuyor ve ölüm işçiler arasında neden bir kader gibi karşılanıyor?

Siyasal iktidar, hegemonyasını inşa ederken, kendi dil ve kavram dünyasını topluma dayatmakta,toplumu, kendi düşünüş sistemi ve mantığı içerisinde düşünmeye zorlamaktadır. Böyle olunca olanı anlamak ve anlamlandırmak için yapılan her tanımlama, egemen dilin kalıplarına sıkışmakta, egemen zihniyetin kendisinin yeniden üretimine hizmet etmektedir. Verili egemenlik ilişkilerine karşı mücadele edenler bile kendilerini, iktidarın dil dünyası içerisinde tarif etmek, bir çeşit dil hapishanesine girmek zorunda hissetmektedir. Esnek çalışma ilişkilerinin ve enformel çalışmanın yoğun olduğu bir süreçte, çalışma koşullarında emeğin denetimi,günlük hayatı sarmalayan kültürel hegemonyanın desteği ile sağlanmakta,bu emek kontrolü yalnızca iş içi değil, iş dışı yaşamı da kapsayan bir yerden yapılmaktadır. İşçiler, egemen sınıf ve onun iktidarı ile aynı dili konuşmak,aynı ortak dünya görüşünü paylaşmak, patronlarla bir kader birliği oluşturmak durumunda kalmaktadır. Tüm toplumsal hayatı dini motifler ve kavramlar üzerinden tarif eden iktidar, çalışma ilişkilerini de dini motif ve kavramlarla tariflemektedir. Egemen dil hapishanesine sıkışan işçiler, eşitsizlik ve işçi........

© Yeni Yaşam