We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ceza kardeşliği-Musa Piroğlu

7 0 0
10.09.2019

Alman Ceza Hukukçusu Prof. Günther Jacobs’un ortaya attığı düşman ceza hukuku, vatandaş ile düşman ayrımına dayanan çerçevesiyle, ABD’de ve Kıta Avrupa’sının büyük kısmında uygulanan bir yargılama sisteminin temelini oluşturan ve Terörle Mücadele Yasaları biçiminde yayılmış ceza hukuku anlayışının da adıdır. Jacobs’a göre, düşmanlara verilecek ceza orantısız, aşırı yüksek hapis yaptırımı içermelidir, üçüncüsü ise usule ilişkin haklar ortadan kaldırılmalıdır. “Düşman”a “gelecekteki eylemleri” öngörülerek ceza verilebilir. Mahkûm olan “düşman”a “ceza indirimi” olmaz. Eğer “düşman” hapiste ise “avukatıyla görüştürülmez” ve “dışarıyla iletişimi” engellenir. Bu uygulamaları hak eden en yüksek suçluların – “düşmanlar”- terör zanlıları olduğunu tahmin etmek zor değildir.

Ülkede yaşananları izah etmek açısından oldukça açıklayıcı bir kavramla karşı karşıya olduğumuzu söylemek gerekir. Zira “düşman hukuku” uygulaması sadece adli bir durum olmaktan çıkmış hatta adli cezalandırma bu uygulamanın sonal noktası haline gelmiş bulunuyor. Saray eliyle kurumsallaştırılmaya çalışılan zorbalık düzeni, kendi varoluşunu ve devamını bu “hukuksal” uygulamaya toplumsal bir boyut kazandırarak sağlıyor. İktidarın ve onu destekleyen tabanın çıkarlarıyla çatışan herkes düşman ilan ediliyor ve düşman ilan edilen tüm kazanılmış haklarından mahrum bırakılarak siyasi toplumsal ekonomik ve fiziki cezalandırılmaya açık hale getiriliyor. Üst kimlik üzerinden yürütülen düşmanlaştırma siyaseti gerçek toplumsal çıkarların ve ortaklıkların görünmez hâle gelmesini sağlayarak saldırının sınıfsal ve toplumsal boyutlarının da görünmez hâle gelmesine sebep oluyor. Bu haliyle saldırı altında olanların birlikteliğini de bozuyor. Düşman hukuku uygulamasının iktidar........

© Yeni Yaşam