menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hangi anti-emperyalizm

23 0
08.04.2026

İran halkı 2009’dan bu yana molla rejimini protesto ediyor. Sol ve anti-emperyal çizgi ise o zamandan beri İran’daki protestolara şüpheyle bakıyor. Şüphe ile baktıkları dönemde rejim, protestoları şiddetle bastırıyor. Hiçbir muhalife yaşam hakkı tanımıyor, kadınları baş örtüsü takmadığı için infaz ediyor, her gün onlarca genci sokak ortasına çekilen vinçlerin üzerinde idam ediyordu. Bunların yanı sıra Ortadoğu’nun bir çok merkezinde yayılmacı bir politika izliyor, halkın boğazından rızkını bu politikaya harcıyordu.

Feminist hareketi saymazsak, sol ve anti-emperyal dinamikler, İran’ın yıllardır kendi halkına dayattığı faşizme tanıklık etmelerine rağmen hep sessiz kaldı. Fillerin savaşında çimenler biraz ezilmişse ne olmuş yani! Sonuçta İran şeytanla savaşıyordu! ABD düşmanlığı, solcu mahallenin konforlu muhalefetine dönüştüğü için kimse dibindeki lağımla yüzleşmedi. Buna en basit tabirle “çürüme” diyoruz.

Çürümenin yarattığı alışkanlıklardan kaynaklı Ortadoğu’da anti-emperyalist olmak fazlasıyla kolay. Mesela İran savaşının anti-emperyalist cephesi o kadar renkli ki cephede radikal dincisinden milliyetçisine, sekülerinden muhafazakârına, sağcısından solcusuna, hatta Hizbullahçısına kadar geniş bir yelpaze var. “Bırakın ABD’yi, gelin daha iyi bir yaşam için demokratik ve eşit bir toplum kuralım” derseniz çil yavrusu gibi dağılacak olanların rejiminin yanına hizalanmasını nasıl anlamalıyız?

Bu kadar antagonist anlayışta olan kesimlerin aynı safta toplanması başta neşe kaynağı olarak görülebilir; ancak haritanın gri yerlerinde kalan molla rejiminin katlettiği kadınlar, gençler, sosyalistler, komünistler ve Kürtlerin hakikati bu neşeye şöyle ya da böyle gölge düşürüyor. Toplumun en alt tabakasında, faşist........

© Yeni Yaşam