Halep savaşı ve haysiyet
Yakın zaman önce yayımlanan ABD Güvenlik belgesi dünyanın orman kanunlarıyla yönetileceğinin işaretlerini vermişti. Maduro operasyonu, değişen kanunların startıydı. Geçen haftaki yazımızda ABD’nin simülasyon tekniğine dayalı, küresel bir imparatorluk stratejisi ile hareket ettiğini söylemiştik. İmparatorluğun merkezi otoriterleşiyor, çevreyi de iradesiz kılarak entegre ediyor.
Paris’te ABD-HTŞ-İsrail görüşmelerinde Ürdün merkezli Füzyon hücresi (eritme-kaynaştırma) adıyla yeni bir entegrasyon üssü kuruldu. Akabinde Halep savaşı başladı. Golan tepelerinin haritadan çıkarılmasıyla birlikte düşündüğümüzde birkaç yıl içinde Suriye’nin İsrail’in çöplüğüne dönüşmesi kaçınılmaz olur. Zira 14 yıllık Suriye savaşı salt cihadistleri iktidara taşımak değildir.
Halep savaşını, Ortadoğu’da İsrail’in şiddetiyle genişleyen saha üzerinde oynanan oyunların yeni bir parçası olarak okumak daha doğru olabilir. Suriye iç savaşını tırmandırma potansiyeli yüksek bir seçenek olmasına rağmen -muhtemelen aktörleri dengelemek için- Halep’te Kürt-Arap savaşı devreye konuldu.
Türkiye ise Kürt mahallelerinde yaşanan etnik temizlik sonrası Halep’te birkaç Arap’ın eline tutuşturulmuş Türk bayraklarının sallanmasıyla keyiflendi. Oysa etraf adeta ateş topu; deniz, kara, hava aynı anda kaynıyor. Bu denklemde Türkiye kontrolünü kaybeden yaşlı adamın lanetiyle hareket ediyor. Sürekli en zayıf noktasını, Kürt meselesini gösterip duruyor. Kürtlerle nasıl yaşanacağına dair tereddütlü siyaset, içerdeki sürecin ikinci aşamaya geçmesini engelliyor.
Halep’te Kürt mahallelerine cihadist barbarlığı salanların stratejik hedeflerinden biri kuşkusuz........
