Dönüşümü görmek
Bu yazıda HDP-DEM geleneğinin 2015 sonrası otoriterleşen iktidar karşısında müzakere- mücadele dengesini esas alan siyasal stratejisini aktüel siyaset üzerindeki etkilerini kısaca tartışacağız. HDP-DEM geleneği, uzun süreden beridir sağ ve sol popülizmin tırmandığı bir eşikte kendi siyasal aklıyla tutarlı bir pratiği esas alarak yol yürüdü. Amaçlar-hedefler bağlamında kişileri, konjonktürleri değil; toplumsal, siyasal alanın içinde kişileri, konjonktürleri de tedricen dönüştürmeyi esas alarak politika yaptı. Bu politik aklın asıl hedefi çoğu zaman farklı klikler tarafından iddia edildiği üzere ne Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’sine angaje olmak, ne de salt Erdoğan karşıtlığına savrulan dar, kutupçu siyasete sırtını dayamaktı. Esasen bu stratejinin asıl derdi Kürt meselesinin demokratik çözümünü Türkiye’nin gündemine taşıyarak demokratik dönüşüme odaklı kurucu bir siyasal alan inşa etmekti.
Aktüel siyasetin dayattığı pragmatizmin basıncı altında etik ilkelerden taviz vermeyen bir tarihsel-toplumsal dönüşüm aksı hedeflenerek kurucu bir siyasal teori ve pratiğin izlerini takip eden bu seçenek zor ve riskli bir seçenekti. Bir taraftan yargı vesayeti ile parti kapatma davalarına varan politikanın tümden yasaklanmasını hedefleyen iktidarın otoriter, güvenlikçi, sağ popülist şiddeti; diğer taraftan devletin kurucu partisi sıfatıyla, fazlasıyla devlet nostaljisine sırtını dayayarak reel siyasete kör, toplumsal-siyasal dönüşüme omuz silken kibirli bir muhalefetin gevşekliği ve acizliği… Ve son olarak her iki tarihsel bloğun içine ve çeperine mevzilenerek yeri geldiğinde bu bloklara ayar vermeye çalışıp -2023 seçimlerinde açığa çıktığı üzere- derin devlet........
