menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Barış ve demokrasi diyalektiği

12 0
03.06.2026

CHP’ye yapılan müdahalelerin Kürtlerle yürüyen süreci zorlaştırdığı doğrudur. Ancak sürecin tümden bitme ihtimalini tamamen CHP müdahalesine indirgemek sorunlu bir okumadır. CHP’ye kayyım atanması, butlan kararı alınması sürecin bitmesini zorunlu kılmaz. Bu tür okumalar hem Kürt meselesini hafife almaktan hem de Türkiye siyasi tarihinden bihaber olmaktan kaynağını alıyor.

CHP darbe aldıkça birçok muhalifin bilinçaltında AKP’yi barış ve demokrasi konusunda zorlama yerine “keşke Kürtler süreçten çekilse” beklentisi gelişiyor. Ne karşılığında, hangi iddia, hangi fedakarlık sonucunda Kürtlerden müzakerelerden çekilme beklentisi içine girildiğini anlamakta zorluk çekiyoruz. Yeni sürece burun kıvırıp, olası yeni iktidarların sanki demokrasi cenneti vaat ediyorlarmış gibi bir algıya sahip olanların ütopyalarıyla hareket edilemez. Kaldı ki Türkiye hiçbir zaman demokratik bir ülke olmadı. AKP öncesini demokratikmiş gibi gösterenler Beyaz Türklerdir. AKP’liler ise kendilerinden önceki sürecin temel ihtiyacı olan “Demokrasiyi” manipüle ederek kendilerine has bir karanlığın üzerinden yükseldiler. Müzakere-mücadele dinamiklerinin kazanımları dışında “AKP sonrasının” da bu tablodan farklı olacağını sanmıyorum.

Buradan hareketle şayet akıl vereceksek “Kürtler müzakerelerden geri çekilmelidir” beklentisini köpürteceğimize baskılar, tuzaklar, kurgular karşısında “CHP’ye uyanık olun, birlik olun, direnin, barışı ve demokrasiyi savunmaya devam edin” demeliyiz. CHP Kürtlerin kırk yıldır direndiği gibi direnmeli; bunu her şeyden önce kendisi için yapmalı. Bir yasa karşısında direnmeyecek, birbirlerine düşecek, birbirlerini satacak, ama ondan sonra da birileri gelip Kürtlere “süreçten vazgeçin” diyecek. Bu çözüm olabilir mi?

Evet zor bir barış deneniyor. Bu bir........

© Yeni Yaşam