menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yasa, barış ve siyasetin potansiyeli

13 0
friday

TBMM’ye yaklaşık 360 milletvekilinin imzasıyla sunulan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde önemli bir aşamanın kapılarını ardına kadar açtı. Baştan ifade etmek gerekirse, bu teklif yalnızca hukuki bir düzenleme değil; barış sürecinde yeni bir evreye geçişe, güvenlikçi paradigmanın aşınmasına ve demokratik siyasetin güçlü bir potansiyel yakalamasına imkân sunuyor.

Kanun teklifinin güvenlikçi perspektif içermesi, kurulması öngörülen kurula ciddi yetkiler vermesi gibi nedenler onu tartışmalı hale getiren yönleridir. Kanun teklifinin hazırlanma ve sunum sürecinde yaşanan aşırı gergin atmosfere dair ‘süreç daha iyi yönetilebilirdi’ eleştirisi de yapılabilir. Eleştirel yaklaşmak ve eleştirileri çoğaltmak her zaman barış arayışlarını güçlendirir.

Bunun yanı sıra kanun teklifinin içerdiği siyasal anlamları ve ortaya çıkaracağı imkanları doğru görmek gerekir. Bu bakış, siyasi aktörlerin bundan sonraki politik perspektifleri ve çalışma alanlarına dair tespit ve sorumlulukları da berraklaştırır. Öncelikle Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, bir dizi tarihi gelişmenin ardından geldi. 22 Ekim’de Bahçeli’nin çıkışı ve 27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı bir ufka işaret etti. Ardından Kürt Özgürlük Hareketi’nin kongre kararları ve silahları yakması, TBMM’de komisyon kurulması, komisyonun İmralı ziyareti ve nihai raporunu yayınlaması gibi baş döndürücü ve tarihsel olaylar yaşandı. Şimdi ise kanun teklifi, uygulamaya geçtiği takdirde, barış sürecinde negatif aşamasının biterek pozitif barış aşamasına geçişi mümkün kılabilir. Böylece süreç başladığında........

© Yeni Yaşam