We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Diplomalı burjuvaların ihaneti…

14 0 0
01.03.2021

Francis Bacon’a atfen ‘bigi güçtür, bilgi iktidardır’ denir. Esasen paraya ve iktidara giden yol, bilgiye sahip olmaktan geçiyor. Bilgiye sahip olan hem paraya ve hem de güce -iktidara- sahip olabiliyor… Başka türlü söylersek, bu ikisi arasında bir geçirgenlik var… Sınıflı toplumların tarihi bilgi sahibi, dolayısıyla güç ve iktidar sahibi olanların da tarihidir… İlkel toplumun ‘büyücüsü’, Firavun’un rüya yorumcusu, feodal dönemin Yüksek Klerjesi (ruhban sınıfı) Çin’in eğitimli memurları olan Mandarinler, Osmanlı’nın Uleması, kapitalist çağın diplomalıları, vb. hep dönemlerinin yönetici elitlerini oluşturdular. Bizde kapitalist gelişmeyle (yarı-sömürgeleşmeyle densin) Osmanlı’nın uleması önce münevver, Cumhuriyet sonrasında da aydın oldu (sayıldı) ki, ülkenin kaderi onlardan soruluyor…

Kapitalizm öncesi çağlarda eğitimli kesim hep küçük bir azınlıktı. Kapitalizmle birlikte ve zamanla, okulların, üniversitelerin kapıları görece mütevazi toplum kesimlerine de açıldı ama bu durum şeylerin seyri üzerinde pek etkili olamadı. Yüksek düzeyde eğitimli olanların prestiji, itibarı her zaman büyüktü… Tarih de eğitimli, diplomalı uzmanlar tarafından yazıldığı için, şeylerin gerçeğine nüfuz etmek zorlaştı… Sömürü düzenini, yeniden ve yeniden üreten bizde aydın denilen diplomalıların aslında neyin, kimin hizmetinde oldukları, yapıp-ettiklerinin kimin için ne anlama geldiği pek sorun edilmiyor. Oysa, bu durumun tartışma konusu yapılması, bilince çıkarılması hayatî önem taşıyor. Zira, söz konusu kesim her zaman, kendini ilericiliğin, modernliğin timsali olarak sunmayı başarıyor.

Üniversitelerden mezun olan, master, doktora yapan yüzbin diplomalı uzmanın kaçı bir Jean Paul Sartre, Simon de Beauvoir, Pierre Bourdieu, Noam Chomsky… sorusu hiç soruluyor mu? Tabii işe önce uzmanı yücelterek başlanıyor. Uzman maddi-sosyal gerçekliğin, realitenin çok küçük bir veçhesine dair bilgi sahibidir, bütünden habersizdir ama burnundan da kıl aldırmaz… Çok küçük bir soruna dair derinlemesine bilgi sahibidir sadece… ‘Ağacı görür de ormanı görmez’. Oysa, gerçek bütündedir, hakikat bütündedir… İşte bu durum, onu mülk sahibi sınıflar için kullanışlı hale de getiriyor… Her akşam öbek öbek ‘çok değerli uzmanlar’ televizyonlarda neden arz-ı endam ediyor sanıyorsunuz? Neden gazetelerin köşelerine çörekleniyorlar? Gerçeği söylemeye cüret etselerdi oraya davet edilirler miydi? Diplomalıların sermayesi yoktur ama bilgilerini, uzmanlıklarını paraya çevirme imkânına sahiptirler… Aslında ilerici, modernist, kalkınmacı retoriğe rağmen diplomalılar, sömürü düzenini yeniden ve yeniden üreten aktörlerdir… Meşruiyetlerini, kendilerini bilimin, bilimselliğin, ilerlemenin, modernliğin, refahın timsali olarak sunabilmelerine borçludurlar. Eğer gerçek durum tevatür edildiği olsaydı, dünya........

© Yeni Yaşam


Get it on Google Play