Açlık ücreti ve barış umutları
2025’in son günlerinde, milyonlarca emekçinin gözü Asgari Ücret Tespit Komisyonu’ndaydı. Aralık ayı boyunca süren görüşmeler, işçi temsilcilerinin katılmadığı bir süreçle noktalandı. 23 Aralık 2025’te Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, patronlarla tam bir işbirliği sağlayarak 2026 için net asgari ücreti 28.075 TL olarak açıkladı.
Bu rakam, önceki yılın 22.104 TL’sine göre ' zam anlamına geliyor. İktidar, bunu işçilerin aklıyla alay edercesine “enflasyona ezdirmeme” ve “dengeli artış” olarak sunarken, sendikalar, emek örgütleri, DEM Parti, sosyalist partiler, CHP ve tüm muhalefet sert tepki gösterdi.
İktidarın bu kararı sadece bir rakam değil; emekçilerin günlük geçim mücadelesinin, gelir adaletsizliğinin ve siyasi tercihlerin somut yansıması. Onlar sömürü ve soygunda sınır tanımayan patronlar için bir kez daha işçileri açlık ve yoksullukla baş başa bıraktı.
Öte yanda, 2025 yılı Kürt sorununda tarihi bir dönemece tanıklık etti. Yeni yıla girerken, ekonomik sefalet ile barış beklentileri iç içe geçmiş durumda. Gerçek umut, ancak emek adaleti ile halkların eşitliğinin birleştiği bir mücadeleyle mümkün olacaktır.
Bekleyiş, katılımsızlık ve açıklanan rakam
23 Aralık’ta Bakan Işıkhan, ' zamla net 28.075 TL’yi duyururken “istihdamı koruma” ve “enflasyonla mücadele” dengesini vurgulasa da bağımsız veriler durumu farklı anlatıyor: Açlık sınırı Aralık’ta artarak 30 bin TL’ye, yoksulluk sınırı ise 100 bin TL’ye dayandı.
İktidar ekonomik olarak, %3-4 bandındaki büyüme rakamlarıyla övünürken, bu büyüme emekçiye yansımıyor. GSYİH’ni 17 bin dolara yükseldiğinden dem vurulurken, işçi ve emekçilerin payına açlık sınırının altında bir sefalet ücreti........
