Rojava’yı savunmak!
Geçici Suriye Yönetimi adı verilen HTŞ çetelerinin, Halep’te Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı mahallelere saldırısının ardından 14 Ocak’ta, “Ve direnmek kalırdı Kürde” başlığıyla bu sayfalarda yaptığımız değerlendirmede; “Suriye’de Kürt ulusunun kazanımlarının tasfiye edilmesi ve koşulsuz olarak HTŞ çetelerine teslim edilmesinin” hedeflendiği ifade edilmişti. Yaşanan süreç ve ortaya çıkan tablo, değerlendirmemizin önemli bir kısmını doğrulamış durumdadır.
HTŞ çetelerinin, 5-6 Şubat’ta, Paris’te T.C. devletinin gözetiminde İsrail ile yaptığı anlaşmayla onay aldığı saldırı, Halep’ten sonra Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin denetimindeki topraklara yöneldi. Önceden örgütlendiği anlaşılan bir şekilde, Özerk Yönetim ve Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) içinde yer alan Arap aşiretlerinin önemli bir kısmı saf değiştirerek, Suriye Geçici Hükümeti’nin yanında yer aldıklarını ilan ettiler. Bu durum, Kuzey ve Doğu Suriye’de Özerk Yönetim’in denetimindeki toprakların önemli bir kısmının kaybedilmesine yol açtığı gibi, Özerk Yönetim bölgesinin Rojava’ya, SDG’nin de YPG/YPJ’ye evrilmesine neden oldu.
Gelinen aşamada 30 Ocak’ta ilan edilen anlaşmayla birlikte geçici bir uzlaşma sağlanmış görünmektedir. Buna rağmen HTŞ güçlerinin Kobane’ye yönelik kuşatması sürmektedir. Bu durum varıldığı ilan edilen anlaşmaya dair soru işaretlerini beraberinde getirmiş olsa da, Kobane kuşatmasının devam ettirilmesinin arkasında gerek T.C. devletinin ve gerekse de IŞİD artığı HTŞ çetelerinin Kobane yenilgisinin intikamını almak istemeleri olduğu anlaşılmaktadır.
Rojava Devrimi’ne ve Özerk Yönetim’e yönelik saldırıların arkasında başta ABD olmak üzere, batı emperyalistlerinin ve başta T.C. olmak üzere bölge gerici güçlerinin olduğu kesindir. Orta Doğu gibi bir bölgede, emperyalistlerin ve bölge gerici devletlerinin Rojava gibi, halkçı, ilerici, kadın kazanımlarını esas alan bir çizgiyi kendi çıkarları açısından tehlikeli görmeleri son derece anlaşılır bir durumdur. Bu nedenle, bu gerici güçlerin,........
