menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mutlak Butlan demokrasisi!

15 0
03.06.2026

AKP-MHP iktidarının CHP’ye yönelik yargı hamlesi ve “mutlak butlan” tartışmaları, son haftaların önde gelen gündemlerinden biri oldu. Başta AKP-MHP iktidarının halk karşıtı politikalarının tartışılması olmak üzere, Kürt Hareketi ile yürütülen “süreç” ve 6-7 Temmuz NATO toplantısı gibi gündemler geri plana itildi. Dokunulmazlıkların kaldırılması, seçilmiş milletvekillerinin hapiste tutulması, kayyum atamalarına şimdi de “mutlak butlan” kavramı eklenmiş oldu.

CHP Genel Merkezi’nin polis marifetiyle basılması, gelinen aşamada başta Kürt Hareketi olmak üzere ilerici muhalif, parti ve örgütlere yönelik saldırıların bir benzerinin muhalif burjuva kliğin temsilcisine yönelmesi demektir. Elbette başta Kürt Hareketi olmak üzere ilerici ve muhalif parti ve örgütlere yapılagelen benzer saldırıların kapsamı ve şiddeti daha ağırdır. Ancak saldırının doğrudan burjuva ana muhalefet partisine yönelmesi ve deyim yerindeyse CHP’nin başına kayyum atanması dikkat çekicidir. 19 Mart sonrası yeni bir eşiğe işaret etmektedir. Bu hamle iktidarın burjuva muhalefet karşısında zorlandığı ve tam da bu nedenle “bütün düğmelere bastığı” anlamına gelmektedir.

Kuşkusuz ki bir siyasal partinin kendi iç işleyişine yönelik yargı müdahalesi, burjuva anlamda dahi sorunludur. Hele ki bu parti düzenin kurucu partisi olmakla övünüyorsa. Kaldı ki uzunca bir süredir iktidarın kendi anayasasına dahi uymadığı ortadadır. Bu anlamıyla süregelen iktidar dalaşında, “adalet”, “hukuk” ve elbette “seçim” çağrıları anlamsız ve boş sözlerden ibarettir. Ve dahası, başta “demokrasi” olmak üzere, bu tür kavramların gerçek anlamıyla hayata geçebilmesi ancak ve ancak halkın mücadelesiyle söz konusu olabilir. Hakim sınıf klikleri arasındaki iktidar mücadelesinin halk yararına bir sonuç üretmeyeceği ve üretmediği açıktır. Kısa Türkiye tarihi bunun örnekleriyle doludur.

Ki Türkiye’de burjuva siyaseti belirleyen “Siyasi Partiler Kanunu”, anti demokratik kapsamı, örgütlenmeye yönelik idari engelleri, parti liderini ve bu anlamıyla “lider sultası”nı önceleyen delege ve seçim sistemi ve elbette burjuva siyasetin fonlanması gibi nedenlerle, kurulu düzenin (faşizmin) bir başka tezahürü olarak işlev görmektedir. İstisnalar kaideyi bozmamaktadır. Dolayısıyla........

© Yeni Yaşam