Savaş ve Kürtler

ABD ve İsrail İran’a saldırısı, İran’ında karşılık vermesiyle bölgeyi ve dünyayı etkileyen bir savaş yaşanmaktadır.  Bu savaşın önemli ve kalıcı sonuçları olacağı da açıktır.

ABD’nin ve İsrail’in bu savaşı neden çıkarttığı, pedofili Trump’ın malum dosyalarından dolayı İsrail’in şantajlarına boyun eğerek bu savaşa girdiği gibi birçok ayrıntı, bombaların gürültüsünde kaybolmuş durumda.

Bütün dünya bu savaş bağlamında Kürtleri tartışmaktadır. Önce dezenformasyon amaçlı ve istihbarat kaynaklı olduğu çok açık olan haberler yapıldı.  Rojhılatlı Kürtlerin İran’ı işgal edecek kara gücü olarak savaşa dahil olacağı söylendi. Bu haberle birlikte molla rejimi Kürtlere saldırmaya başladı, ki haberin amacı da buydu. Zaten haberi yapan ajanslar da savaşın propaganda araçlarıydı.

O gün bugündür Kürtlerin savaşa nasıl girecekleri, nereden girecekleri ne yapacakları gibi bir dizi hezeyan, fikir diye tartışılmaktadır.  Böylece Kürtler hedef yapılmaktadır. Dahası bu yolla Kürtlerin son yıllarda kazandığı sempati ve prestij zayıflatılmak istenmektedir.

Önce herkesin kabul ettiği bir gerçeği hatırlatmak önemli ve gereklidir. Kürtler, bölgede devlet olmayan, ama devletler kadar etkili olan bir güce sahiptirler. Fakat Kürtlerin gücü bundan ibaret değildir.

Kürtler, halkıyla bütünleşmiş örgütsel yapılarıyla, isabetli politikalar üretebilen politik önderliğiyle ve hem önderliğinin hem örgütsel yapısının beklentilerine uygun davranan disiplinli yapısıyla, ayrıca güçlüdürler. Bugün ortaya çıkmış olan güç ve yetenek böyle açığa çıkartılmıştır.

Dolayısıyla Kürtler, bu savaşı çıkartan psikopat Trump ve hempalarından da ve savaşın bir diğer tarafı olan mollalardan daha insancıl, daha derinlikli, daha stratejik, daha yaratıcı ve daha cesur politikalar üretebilecek yeteneğe ve kapasiteye, bu politikaları hayta geçirme cüretine sahiptirler.

Herkes bilsin ve emmin olsun ki Kürtler, ortalıkta akıl pazarlayanlardan daha akıllıdır. Bu bir kenara yazılmalıdır.

Öte yanda savaşın Kürtlerle ilişkilendirilmesi için yapılan dezenformasyon haberden sonra, geliştirilen tartışmalar kapsamında herkes bir şeyler söyledi.

Trump, Kürtlerin “savaşa girmelerinden memnun olacağını” söyleyerek, Kürtlere politika empoze etmeye çalıştı. Molla rejiminin yetkilileri ise Kürtleri daha yüksek perdeden tehdit etmeye başladılar. Rojhılatlı Kürtler ise yaptıkları açıklamayla, herkese söylenmesi gerekeni söyledi.

Birincisi Kürtler, yukarıda belirtildiği gibi politikayı Trump gibi bir narsistten ve Netenyahu gibi bir hayduttan öğrenmeyecek kadar aklı başında. Dolayısıyla Kürtler, Trump ve şürekasının ipiyle kuyuya inmeyecek kadar   tecrübeli.

İkincisi Kürtler, Mollaların tehditlerine boyun eğemeyecek kadar cesur, kararlı ve mücadelelerine bağlıdırlar.

Zaten Kürtlerin nasıl bir politika izledikleri çok açıktır. Öncelikle ne ABD/İsrail tarafını, ne de molla rejimini desteklemediklerini belirterek, “üçüncü yol” siyaseti izleyeceklerini açıkladılar.

“Üçüncü yol” siyaseti, özgürlüğün, adaletin ve eşitliğin siyasetidir.  Bilindiği gibi 1. ve 2. dünya savaşlarında dünya iki kampa bölünmüştü. Bir yanda sömürü ve savaş düzenini savunan emperyalistlerin kampı vardı. Diğer yanda 1917 Ekim Devrimi’yle açığa çıkan, yanlışı doğrusu, eksiği fazlasıyla ezilenlerin kampı olarak tanımlanan 2.   kamp bulunuyordu.

1989’da 2. kamp dağıldığında dünya, bugün söylendiği şekliyle, “tek kutuplu” oldu. Ancak emperyalist güçler arasında çelişkiler ve savaşlar devam etti. Buradan hareketle Sayın Öcalan, “üçüncü yol” formülasyonunu geliştirmiştir.

Bu savaşta Rojhılatlı Kürt kurumları ve halkı da “üçüncü yol” siyasetini izlemektedirler. Çünkü Rojhılatlı Kürtler “Kırk katıra veya kırk satıra mecbur ve mahkûm olmadıklarını” tespit etmişlerdir.

Rojhılatlı Kürtler, bu siyasetin ilk adımı olarak altı Kürt örgütü bir birlik oluşturmuşlardır. Sonra öz savunma hazırlıklarını geliştirmişlerdir.  Son olarak savaşın yaratacağı olası gelişmelere karşı hazırlık yapmışlardır.

Kürtlerin izlediği bu politikanın pratik hayatta tam karşılığı nedir? Birincisi, savaşan haramilerin günahlarına ortak olmamışlardır. İkincisi, muhtemel saldırılara karşı Kürt halkının öz savunma imkanları geliştirilmiştir. Üçüncüsü, ilgili devletlerin baskılarından kurtulmanın olanaklarını ve koşullarını ortaya çıkarabilecek, fırsatların ve imkânların değerlendirilebileceği mekanizmaların üretildiği anlaşılmaktadır.

Üçüncü şık önemlidir ve cüret, öngörü ve güçlü hazırlık gerektirmektedir. Çünkü savaşlar beklenmedik ve kontrol edilemeyen gelişmelerin yaşandığı, komplike süreçlerdir. Üstelik burada olduğu gibi ezenlerin birbirleriyle savaştıkları durumlarda ezilenler örgütlü iseler ve doğru bir önderlik yapabilirlerse bu savaşları kendileri için avantajlı kılabilirler.

İşte şu anda Rojhılat’ta Kürt halkı bunu yapmaktadır. Bu siyaset, Kürt halkının gücünden beslenen, öz savunmaya dayanan ve kazandıracak olan siyaset üçüncü yol siyasetidir. Her olasılığa, her ittifaka ve her taktiksel değişime hazır olan bu politika kazandıracaktır.


© Yeni Yaşam