We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

‘Ben kadın değil miyim?’

2 0 0
03.03.2021

Bugünkü yazımda, yaklaşan 8 Mart’ın da vesile olmasıyla, ezilenlerin tarihine mal olmuş bir mücadele kadınını hatırlatmak istedim. Halen bugün kadınların önünde çözülmeyi bekleyen bir yığın sorun duruyor ve bu sorunların başında toplumsal eşitsizliklerin “asıl mimarları” olarak biz erkekler geliyoruz. O nedenle kadın mücadele tarihini hatırlamaktan alacağım güçle öncelikle 8 Mart’ı kutluyor ve evveliyata bir yolculuk yapmak istiyorum. Kölelerin suskunluğuyla susmuştu bütün kavmi asırlar buyunca, ama o suskunluğa inat açmıştı ağzını susturanların kulaklarına ve konuşuyordu bütün suskunlar adına. O konuştukça sesi emin kulaklarda yer ediniyor, her geçen gün yükselerek yankılanıyordu. Sesi artık bir kölenin veya ezilen bir kadının değil başkaldıran bir kadının edasına ulaşmıştı. O emin edayla Old Stone Kilisesinde yaptığı konuşma onu tarihin kalbine yerleştirdi. “Çocuklar, bir yerde bu kadar curcuna varsa dengesiz bir şeyler var demektir.

Bence Güney’in zencileri ve Kuzey’in kadınlarının hepsi insanın haklarından söz ediyorsa, beyaz erkekler çok yakında zor duruma düşecek demektir” diyordu 1851 Amerika’sında. Yıkılan suskunluğun devamında, “şu adam kadınların at arabalarına çıkmalarına, çukurların üzerinden geçmelerine yardım edilmesi ve her yerde en güzel yerin onlara verilmesi gerektiğini söylüyor. Kimse hiçbir zaman benim bir at arabasına binmeme, bir çamur birikintisinin üzerinden atlamama yardım etmedi ve herhangi bir yerin en iyisini vermedi! Ve ben kadın değil miyim?” diyerek dinleyicileri büyülüyordu. “Bana bakın! Koluma bakın! Ben toprak sürüp tohum ektim, ahırlara tıkıldım ama hiçbir erkek başıma geçemedi! Ve ben kadın değil miyim? Bir erkek kadar çalışıp, bulabildiğimde bir erkek kadar yiyebilir ve kırbaca da dayanabilirdim! Ve ben kadın değil miyim? On üç çocuk doğurdum ve........

© Yeni Yaşam


Get it on Google Play