Seslerin efsanesi |
İnsanın gürültülü bir içi var, dışarıya kör ve sağır eder. Vazgeçilmez her şey bir başka yere gider bir gün ve tüm efsaneler birbirini şahit eder. Yitip giden, bir toprakta kuyu olan, bakılan ama görülmeyen neresiyse, işte tam da orası. Kaybolmanın adını bilmeyenler ölümü icat etmiş.
Sırra kadem basmak ve aynaların dökülen sırlarında kendini aramak, bazen böyledir yaşamak. Serzenişlerin tahakkümü diye bir şey var, insan alıştıkça karşıtına karışır. Bir de gitmenin böyle bir hikayesi olur ve bir yerde oturur dinlersin. Ayyuka çıkan ne varsa ve nerede kalmışsa uzaklarda iyidir.
Yaralı bir sonsuzluk var ve kan alıyor, can alıyor. İpek böcekleri, bir filin kirpiği, bir eşeğin gözü ya da bir çocuğun kahkahası, gelecek diyor kaybettiklerimiz. İnsan umuda sarılmayı en iyi becerendir, alışmaya hep parantezler açmayı bilendir. İnsanın namı uzaylarda yankılanıyor, sesi kendine dönmüyor.
Fark edilmeyen tekrarlar bir anda orta yerde vuku buluyor ve sonrası hep bir anılar silsilesi. Ritmini........