menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Toplumun sırtındaki hançeri çıkarmak

6 0
06.01.2026

Kadının komünle buluşması sonuç alıcı cins ve sınıf mücadelesi için olmazsa olmazdır. Nitekim komün, cins ve sınıf mücadelesinin hem temel örgütlenme formu hem de nihai amacıdır; bilinçlenme, örgütlenme ve öz savunmayı içerir

Afşin Aybar

Yaşadığımız dünyanın hangi ülkesine bakarsak bakalım, kadının nasıl bir şiddete maruz kaldığını, kırımdan geçtiğini görebiliriz. Fiziki şiddet, cinsel saldırılar, cinayet kadının canına kasteden pratikler oluyor. Fakat kırımın bir de moral boyutu var. Erkek-egemen kültürün kadın tanımı kadının özneliğini ciddi anlamda sınırlayan, kimi durumlarda ise bu hakkı tamamen ortadan kaldıran karaktere sahip. Bu karakteriyle, kadını yaşayan bir sömürü nesnesine dönüştüren erkek-egemen kültür kadının ruh ve düşünce duygusunu da çölleştiriyor. İstatistikler kadın katliamları ve kadına şiddet olaylarında artışın olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte şiddetin istatistiklerle gösterilemeyen manevi-ruhsal boyutu şiddetin derinliğine işaret ediyor. Kadına karşı şiddet, DAİŞ gibi çete örgütlerinin faaliyet yürüttüğü Ortadoğu ülkelerinden refah düzeyi gelişkin ülkelerdeki genç jenerasyona kadar geniş bir yelpazeye yayılmış durumda. Bunu teşvik eden kapitalist sistem cinsiyetçiliğin gelişmesine ve toplumsal gericiliğin derinleşmesine yol açıyor. Tüm bunlar dünyada yaşamı tüketiyor. Kadına ve topluma karşı savaş sistemi olarak kapitalizme rağmen dünyanın her yanında kadın mücadelesi yükselmekte ve cinsiyetçilik deşifre edilmektedir.

Kapitalist sistemin tüm uygulamalarına karşın kadın hakları konusunda verilen mücadelelerin belli kazanımları olsa da; yeni politika ve yasalarla tahkim edilmeye çalışılan erkek-egemen sisteme karşı kadın anı anına mücadele etmek zorundadır. Erkek-egemen sistemi, aynı anlama gelmek üzere devleti korumak adına mitos üreten resmi ideoloji, kadına yönelik şiddet konusunda da ürettiği yalanlarla hükmünü icra etmektedir. Bu, kadın cinayetlerinin bir sistem politikası olarak uygulandığını gösterir; şahsi değil, politiktir. Özel savaş sistemi cinayetlerin kadının bilinçlenmesi, hak arayışı ile orantılı olarak geliştiğini dillendirebilmektedir. Oysa........

© Yeni Yaşam