ADALET VE MÜLKİYET
Adalet, herkesin hak ettiğine kavuşması demektir. Zulüm ise hakkın, bilerek ve istenerek zayi edilmesi, hakkın yerine ulaşmasının kasten önlenmesi demektir. Bu bakımdan adalet, zulmün önlenmesi ve ortadan kaldırılması mânâsına gelmektedir; insanlığın temel değerlerinden biridir. İnsanlığın o kadar vazgeçilmez değerlerinden biridir ki hiçbir kimse ve sistem bu değerin karşısına çıkmak cesaretini gösterememiştir. Hatta esefle belirtelim ki birçok zulüm idaresi ve zalimler bile kendi haksız icraatlarını adalet ile maskelemeye çalışmışlardır. Sistemin adı ne olursa olsun, zayıfı güçlüye ezdiren, insanların hak ederek kazandığı değerlere, mala ve mülke sahip olmasını önleyen her idare zalimdir.
Helâl ve meşru yollardan kazanılan mal ve mülk, sahibinin hakkıdır; bu hakka saygı duymak adalettir. Bunun aksine, haram ve gayr-ı meşru yollardan elde edilen mal ve mülk çalınmış ve gasp edilmiş olduğundan hak edilmemiştir ve bu haliyle zulümdür. İslâm ise mazlumun hakkını zalimden alıp sahibine iade etmek hususunda hem cemiyeti hem de devleti görevli kılmıştır. İslâmiyet, haramdan kaçınmayı ve helâl kazanmayı emreder. Yüce ve Şanlı Peygamber’imiz şöyle buyurmuşlardır: “Helâl kazanmak her Müslüman’a farzdır.” Yine “Helâl ve haram meydandadır. İkisi arasında örtülü bulunan şüphelileri tanımak güçtür. Şüphelilerin etrafında dolaşan........
