TERÖRİZM, PKK VE MÜZAKERE
Mevcut düzende bazı gruplar siyasi, hukuki, iktisadi isteklerine yasal yollardan ulaşmaya çalışırken, tam aksine bazı gruplar ise terörizme başvurup şiddeti araçlaştırarak hedeflerine ulaşmaya çalışmaktadır. Bu bağlamda tarih boyunca en fazla terör eylemine maruz kalmış milletlerden birinin mensubu olmamız dolayısıyla terörizmin gayesinin ve metodunun farkında olmamız gerekmektedir.
Terörizm
Terörizm; herhangi bir grubun siyasi, dini, iktisadi hedeflere ulaşmak amacıyla sivillere, resmi, yerel ve merkezi yönetimlere karşı, baskı, yıldırma, gözdağı verme, korku iklimi yaratarak sindirme ve her türlü şiddet içeren yolun kullanılmasıdır.[1] Hedeflenen siyasi haklara ulaşmak için başta siyasi mücadele olmak üzere, şiddetin araçsallaştırılması terörizmin temelini oluşturur. Terörizmin en temelde ve uluslararası ilişkiler terminolojisindeki tanımı budur ancak ilgili tanım; devletler, uluslararası ittifaklar, iktisadi örgütlenmeler nezdinde değişiklik göstermektedir. Çoğu oluşum kendi menfaatine göre yahut düşmanının aleyhinde bir terörizm tanımı yapmakta ve bununla beraber çeşitli grupları terör örgütü sayıp-saymama durumuna girişmektedir. Örneğin FETÖ Türkiye’de terör örgütü kabul edilirken ABD, İngiltere ve AB gibi oluşumlarda sözde ‘delil eksikliği’ nedeniyle terör örgütü kabul edilmemektedir. Aynı zamanda PKK da Türk milletinin hayatında ciddi yaralar açmış ve bizce terör örgütlerinin başını çekmekte olmasına rağmen; mesela Avrupa Birliği PKK’yı terör örgütü kabul etmekte ancak Türkiye’nin AB’ye katılması hususunda sağlaması gereken şartları, doğrudan PKK’nın ana dilde eğitim, azınlık hakları, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gibi şartları sunmaktadır.[2] Veya ABD PKK’yı terör örgütü kabul etmekte ancak yıllardır Suriye, Irak gibi ülkelerde örgütün silahlı ve siyasi kanatlarını bizzat kara ordusu ve Orta Doğu temsilcisi haline getirmiştir. Uluslararası siyasette, bilhassa Türk milletine karşı bu türlü ikiyüzlü tavırlar da bulunmaktadır. Bu durum ikiyüzlülüğün ötesindedir, emperyalist ve Türk düşmanı bir sistemin ürünüdür. Öte yandan terör ve terörizmin farkını da ortaya koymak gerekir. Terör, şiddet ve saldırı eyleminin kendisi iken terörizm; bu eylemin sistematik bir şekilde siyasi-iktisadi-dini hedeflere sürekli bir şekilde yönlendirilmesidir. Yani terör, terörizmde ancak bir araçtır. Terörizmde sistematik şiddet bahsi, örgütlü bir yapı ve belli bir hedefe yönelme durumunun yanında ideolojik saikler de çoğunlukla bulunurken, münferit terör olaylarında bunların bulunma zorunluluğu yoktur. Terörizmin içinde bir vasıta olması, terör olaylarının görünürlüğünü ve şiddetin somutlaşmasını zorunlu kılmıştır. Bu sebeple toplum doğrudan terör örgütlerinin ideolojik saikleriyle, siyasi istekleriyle değil de ses getiren terör katliamlarıyla, şiddetle daha çok yüzleşmiştir.
Terör ve terörizmin farkını ortaya koyabilen bir devletin terörle mücadelede önemli ölçüde yol kat edebildiğini söylemek mümkündür. Terör örgütleri; münferit terör olaylarına sistematiklik, örgütlülük ve hedeflilik yükleyerek şiddet eylemlerini siyasi amaçlarına ulaşmak için kullanırlar. Hukuki, siyasi, sosyal zeminde isteklerini demokratik yollarla elde etmeye çalışmayı tercih etmeyen grupların bazıları, sistematik ve örgütlü şiddete başvurarak isteğini zorla yaptırmak isterler. Bu bağlamda şiddet temelli terör olaylarının, terörizm hususunda esas olan ve harekete geçiren siyasi emellere ulaşma isteği yolunda bir vasıta olduğu daha net algılanabilir. Terörizmle mücadelede başarılı ve başarısız olan devletler vardır. Başarılı devletler terör örgütlerinin siyasi isteklerinin sebep-sonuçlarını doğru algılamış, vasıta niteliğinde olan terör olaylarının terörizm ve sistematik şiddet hususunda ancak somut bir gösterge olduğunu iyi kavramış, en önemlisi de terör örgütlerinin sosyolojik temeli olup olmadığının farkına varabilmişlerdir. Başarısız devletlerde görülen en temel özellikler ise şunlardır: ‘Terörizm’ ile değil münferit ‘terör olayları’ ile mücadele etmek yani yel değirmeni ile dövüşerek terörün siyasi-ideolojik ve sosyolojik boyutunu göz ardı etmek bu duruma bir örnektir. En bariz görülen durum ise terör örgütünün toplum içinde kendi sosyolojisini yaratmasına göz yummak, önemsememek, fark edememektir. Nitekim örgütün yaratacağı sosyoloji, örgütün vasıtasını silahlı terör olayı olmaktan öteye götürebilmesine imkân sağlayabilmektedir. Bu vesileyle örgüt gitgide istediği siyasi amaca daha yakın bir düzende; siyasi-hukuki örgütlenmeler boyutunda mücadele edebilmekte, toplumu temsil organlarında yer alabilmekte, artık devlet düzeni içinde yeri geldiğinde devletle masaya oturabilmektedir.
Herhangi bir terör örgütünün ortadan kalkması için birkaç farklı ihtimal vardır. Bu çerçevede terörizmle mücadele eden devlet yukarıda saydığımız başarılı devlet şartlarını uygulamış, ideolojik temelli terörle mücadeleyi doğru ve bütüncül bir şekilde yürütmüş ise terör örgütünü ortadan kaldırabilir. Bu durumda devlet, sosyolojik tahribat geri döndürülebilir durumda ise başarılı olmuş sayılır. Bir diğer ihtimal ise terör örgütünün siyasi hedefine ulaşması veya bu hedefin başkaları tarafından var edilmiş olması dolayısıyla terör örgütüne ihtiyaç kalmamasıdır. Çünkü terör örgütü sahip olduğu örgütlü, sistematik ve siyasi hedefli şiddet potansiyelini, siyasi hedefine devlet düzeni içinden ulaşamadığı için kullanmıştır. Bu doğrultuda örgüt ya devlet düzeni içinde devlet ile müzakere ederek isteklerini kabul ettirmiştir ya da başka bir grup tarafından bu istekler gerçekleştirilmiştir.[3]
Bu çerçeve; Türk milleti hayatında yaklaşık yarım asırdır etki bırakan ve bırakmakta olan bir terörizm örneği olarak PKK’nın işlevini ve isteklerini anlamak bağlamında büyük öneme sahiptir. Çünkü örgüt silahlı mücadelesinin yanına hukuki mücadeleyi eklemiş ve hatta kısmi olarak sosyolojik mücadeleye geçebilme evresinin eşiğine gelmiştir. Nitekim kendine sosyolojik zemin yaratan herhangi bir harekette olduğu gibi terör örgütlerinde de en ciddi güçlerden biri bu husustur, halkı arkasına alabilmesidir. En önemlisi ise örgütün stratejisinin geldiği son aşama, Türk milleti hayatında ciddi bir egemenlik tartışması yaratmaktadır.
Bir Terörizm Örneği: PKK, Stratejisi ve Dayanakları
PKK terör örgütünü incelerken hedefimiz terörizm bağlamını kurmak olduğundan örgüt tarihine çok kısa bir şekilde değineceğiz. PKK terör örgütü 27 Kasım 1978’de Diyarbakır Lice’de kurulmuştur. Örgütün adı ‘Kürdistan İşçi Partisi’ olup........
