Sultan Muhammed el-Kaim'in öldürülmesinin ardından tahta gecen Abdullah el-Galib'in şerrinden korkup Tilimsen’de Osmanlı’ya iltica eden kardeşleri Ahmed ve Abdülmelik bir müddet burada ikamet ettikten sonra Cezayir’e taşındılar. Burada Cezayir Beylerbeyi Barbaroszade Hasan Paşa tarafından izzet-i ikram ile ağırlandılar. Bu arada Cezayir uleması da şerif olmalarından ötürü kendilerine ilgi gösterdiler. Abdülmelik ve Ahmed’i kardeşleriyle aralarını düzeltilmesi için ikna etmeye de çalıştılar. Birkaç yıl süren ikna cabalarının ardından bu iki kardeş Abdullah el-Galib ile görüşmek için Mağrib’e doğru yola çıktılar. Tam hududa yaklaştıkları sırada Sultan Abdullah'ın ordu ile geldiği anlaşılınca yoldan geri döndüler ve son surat Cezayir’e vasıl oldular.

Cezayir’e varışlarında Abdülmelik Kanuni Sultan Süleyman'a şahsen bir mektup yazdı. Mektubunda kardeşi olan Abdullah'ın daha önceki icraatlarından uzun uzadıya bahsedildikten sonra, en son kendisi ile görüşmek için söz verdiği halde kendisini bertaraf etmek için ordu ile üzerine yürüdüğünden bahisle kendisinin durdurulması gerektiği yönünde dert yanıldıktan sonra mümkün ise donanma ile bir yardım gönderilerek kendisinin icabına bakılması rica edilmişti. Kanuni bu mektuba cevaben ordunun Malta'nın zaptı için yola çıkacağından bahsettikten sonra, zaferden sonra ordunun Abdullah'ın icabına bakmak için o tarafa geleceği Abdülmelik'e bildirdi. Ayrıca Hasan Paşa'ya da bu iki kardeşi teselli etmek için elinden geleni yapması, Malta'nın zaptının kolaylaşması için de bulabildiğince gönüllüyü hazır etmesini tembih etti.

1565 tarihinde gerçekleşip başarısızlıkla sonuçlanan Malta Kuşatması’nın ardından Abdülmelik'e yapılacak olan yardım planı da bir süreliğine rafa kalktı. Ertesi yıl ise İstanbul Avusturya ile olan sorunları bitirmek için Macaristan Seferine çıkma kararı aldı. Sefere hazırlıklarının tamamlanmasının akabinde sefere çıkma günü geldiğinde Kanuni Sultan Süleyman hasta haliyle orduya komuta etmekteydi. Uzun bir yolculuktan sonra Macar ovasına ulaşılmış ve bir lahza bile beklenmeden Zigetvar kuşatılmıştı. Bu uzun ve meşakkatli yolculuk hasta olan Sultan Süleyman'ı iyice yıpratmış ve kalenin düşüşünün bir gün öncesinde vefat etmişti. Bu haber dalga dalga yayıldı. 46 yıldır Avrupa'yı tirtir titreten ve Avrupalıların “muhteşem” lakabını taktığı Sultan Süleyman sefer ile başladığı padişahlığının on üç yıldan ziyade bir kısmını at üstünde geçirdikten sonra yine bir savaş meydanında ruhunu teslim ederek tarih sahnesindeki yerini oğluna bırakmıştı. Bu ölüm dost ve müttefiklerini üzmüş, düşmanlarını ise mutluluktan şölen yapar hale getirmişti.

Kanunin ölümü ile Müslümanların hamisiz kaldığını sanan İspanyollar Endülüs'ten aldıkları topraklarda yasayan Müslümanlara eziyet ve saldırının da dozunu arttırmaya başlamışlardı. Takvimler 1568 senesini gösterdiği sırada İspanyollar Adriyatik'te İngilizlere harp ilan etmiş ve deniz kuvvetlerinin ekserisini buraya kaydırmışlardı. Bu yüzden Akdeniz’de fazla bir kuvvetleri kalmamış bu da Cezayir beylerbeyini biraz rahatlatmıştı. Tam olarak da bu sırada, Hasan Paşa'nın tertibi ile mi olduğu tam olarak bilinmeyen bir olay İspanya'yı sarsmaya başladı. 1568 senesinin Noel günü olan 25 Aralık'ta Müslüman grubu gizlice Gırnata şehrine sızdılar ve sokaklarda “Hz. Muhammed’in dinini savunmak isteyenler bizi izlesin” diye bağırarak kendilerine taraftar toplamaya başladılar. Kısa surede 60 kişi olarak girdikleri şehirden 1000 kişi olarak çıkmışlar, akabinde başka yerlerden de gelenler ile bu sayı 4000’e yükselmişti. Bu grubun içinde 300 kadar Türk de olduğu rivayet edilmiştir. Bu isyan hareketi dalga dalga yayılmış ve gelen ocak ayında Almedia şehri isyancılar tarafından ablukaya alınmıştı. Şubat ayına gelindiğinde ise bölgede büyük bir güce sahip olan Sessa Dükü isyancıların 45 bininin silahlı olmak üzere toplamda 150 bin kişi olduğunu tespit ettirmiştir.

Şüphesiz ki kurulan kesintisiz istihbarat ağı ile payitaht olan bitenden anbean haberdardı. İspanya sarsılan otoritesini tekrar toparlayabilmek için kadırgalarından bir kısmını Akdeniz’e yönlendirmek suretiyle isyancı Müslümanlara Cezayir'den ya da başka yerlerden gelebilecek herhangi bir yardımı engellemeye çabalamaktaydı. Bu sırada isyan tüm hızı ile sürmekte ve isyancılar ele geçirdikleri Hristiyan esirleri silah ve yiyecek almak için Berberi korsanlarla takas etmekteydiler. İsyanın durumu gittikçe kötüleştiğinden duruma Papalık da müdahil olmuş, 1569 senesi Ekim ayında yapılan toplan toplantıda isyanın kış mevsiminde de devam etmesi halinde isin onunun alınamayacağı ve gelen yıl Osmanlılar’ın İspanya’yı işgale başlayabilecekleri belirtilmişti. Papaya göre İş işten geçmeden İspanya isyanı bastırmalı ve bu olana kadar da Osmanlı bir şekilde oyalanmalıydı. Fakat isyan 1570 senesinde de sürmüş fakat Osmanlılar bir şekilde oyalanarak İspanya'ya yardım edememesi sağlanmıştı.

QOSHE - Kuzey Afrika'da Osmanlı- Haçlı çekişmelerinin perde arkası ve Vadi us-Seyl Harbi - 4 - Şafak Evcen
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kuzey Afrika'da Osmanlı- Haçlı çekişmelerinin perde arkası ve Vadi us-Seyl Harbi - 4

15 0
28.05.2023

Sultan Muhammed el-Kaim'in öldürülmesinin ardından tahta gecen Abdullah el-Galib'in şerrinden korkup Tilimsen’de Osmanlı’ya iltica eden kardeşleri Ahmed ve Abdülmelik bir müddet burada ikamet ettikten sonra Cezayir’e taşındılar. Burada Cezayir Beylerbeyi Barbaroszade Hasan Paşa tarafından izzet-i ikram ile ağırlandılar. Bu arada Cezayir uleması da şerif olmalarından ötürü kendilerine ilgi gösterdiler. Abdülmelik ve Ahmed’i kardeşleriyle aralarını düzeltilmesi için ikna etmeye de çalıştılar. Birkaç yıl süren ikna cabalarının ardından bu iki kardeş Abdullah el-Galib ile görüşmek için Mağrib’e doğru yola çıktılar. Tam hududa yaklaştıkları sırada Sultan Abdullah'ın ordu ile geldiği anlaşılınca yoldan geri döndüler ve son surat Cezayir’e vasıl oldular.

Cezayir’e varışlarında Abdülmelik Kanuni Sultan Süleyman'a şahsen bir mektup yazdı. Mektubunda kardeşi olan Abdullah'ın daha önceki icraatlarından uzun uzadıya bahsedildikten sonra, en son kendisi ile görüşmek için söz verdiği halde kendisini bertaraf etmek için ordu ile üzerine yürüdüğünden bahisle kendisinin durdurulması gerektiği yönünde dert yanıldıktan sonra mümkün ise donanma ile bir yardım gönderilerek kendisinin icabına bakılması rica edilmişti. Kanuni bu mektuba cevaben ordunun Malta'nın zaptı için yola çıkacağından bahsettikten sonra, zaferden sonra ordunun Abdullah'ın icabına bakmak için o tarafa geleceği Abdülmelik'e bildirdi. Ayrıca Hasan Paşa'ya da bu iki kardeşi teselli etmek için elinden geleni yapması, Malta'nın zaptının kolaylaşması için de bulabildiğince gönüllüyü hazır etmesini tembih etti.

1565 tarihinde gerçekleşip başarısızlıkla sonuçlanan........

© Yeni Söz


Get it on Google Play