We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Devlet ve teknoloji

4 0 0
24.06.2022

Türkiye'de de üç Müslüman aydın devlet ve teknoloji kavramları üzerinde tefekkür etti. Nurettin Topçu, Kültür ve Medeniyet, Devlet ve Demokrasi, Ahlâk Nizamı kitaplarında Batılı teknoloji aktarımına muteriz bir devlet fikri inşa etmeye çalıştı. Topçu'ya göre teknik, kültürün çocuğudur. İslâm toplumu, kendi kültürüne ve ihtiyaçlarına uygun bir teknik kullanmalıdır. “Milli devlet, dinini ve dilini kutsal kurumlar halinde koruyabilen (…) teknikten önce insanı yetiştiren devlettir. Onun bu topraklarda temelini atacak olanlar, Amerikan yardımlarıyla değil, Osman Gazi'nin vasiyetiyle işe başlayacaklardır” (Nurettin Topçu, Devlet ve Demokrasi, Dergâh Yayınları, 1998: 118).

Başka bir devlet vurgusuna yönelen Sezai Karakoç ise hem devleti hem Batılı teknolojiyi İslâm'ın hedefleri için kullanmak mecburiyetinden bahsetti. İslâm Toplumunun Ekonomik Strüktürü isimli kitabında “Kişi kendisinden ve çevresindekilerden, devletse toplumdan Allah'a karşı sorumludur (…) Çünkü kişinin de Devletin de amacı birdir” dedi (Sezai Karakoç, İslâm Toplumunun Strüktürü, Diriliş Yayınları, 1980: 44).

Sezai Karakoç'un Müslüman toplumun siyasi tarihi için kırılma noktası gördüğü tarih 1918'dir: “Yani ülkemizin geleceğinin anahtar olayı nerede? Bu anahtar olay tabiidir ki, 1918'de Osmanlı Devleti'nin çöküşündedir (…) Sonuçta bizim bugünkü sınırlarımız çizildi. Bu sınırlara, bizim tarihimizde Misak-ı Milli sınırları denir. Aslında bu sınırlar, bizim tarafımızdan çizilmiş değildir. Bu sınırlar düşmanlarımız tarafından çizilmiştir. Bu sebeple, bir gün kuvvetlendiğimizde, bu sınırları yeni bir sorun haline getirmemiz en tabii hakkımızdır (…) Fakat dikkat ederseniz, o hudutlarda bulanık çizgiler de kaldı. Meselâ; biz Musul ve Kerkük'ü istiyorduk (…) Musul ve Kerkük verilmedi bize. Şimdi bakıyoruz, bu kadar yıl sonra bizi........

© Yeni Söz


Get it on Google Play