We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Cami ve çocuk 2

4 0 0
24.06.2022

Camilere çocuğuyla sık sık giden bir ebeveyndim. Çocuğumun beynindeki nöronların geliştiği, bilinçaltının oluştuğu ve sağ lobunun aktif olduğu yaşlarda camiyi, ibadeti, dua etmeyi, hocaları, dedeleri vb. sevmesini istiyordum. Ayrıca okuduğum pedagojik kitaplarında öğretisiyle çocuğumun insanların arasına karışmasına, alışmasına, sosyalleşmesine ve özgüven kazanmasına katkısı olmasını hedefliyordum. Gerçekten önceden fark ettiğimiz çekingen tavırlarının giderilmesinde camiye götürüşümün de önemli ölçüde katkısı olmuştu. Dedelerden, amcalardan çekinmiyor, onların arasında rahatlıkla geziniyordu. Sağ olsunlar her ne kadar istemesem de, bizimkine bol bol şeker ikram ediyorlardı.

Açıkçası ben onun kadar rahat değildim. Bazı amca, dayı ve dedelerin sitem eder haldeki bakış ve mimiklerini görüp, hissedebiliyordum. Bu hissiyat, çocuğuma “yanımda otur, koşma, oraya gitme, biraz daha sessiz ol” gibi uyarılarda bulunma düşüncesini aklıma getiriyordu.

Ancak meşhur, büyük balığın engellendiği akvaryum deneyinde olduğu gibi, çocuğuma olumsuz mesaj vermek ve onu öğrenilmiş çaresizliğe yönlendirmek istemiyordum. Tam tersine çocuk, cesaretlendirilmeli, teşvik edilmeliydi. Eğer sürekli uslu durmasını ve yanımdan uzaklaşmamasını telkin edersem, zaten onun için camiye gelmenin bir çekiciliği de kalmayacaktı ve artık benimle camiye gelmek istemeyecekti.

Neticede korktuğum başıma geldi. Bende çocuğumun suçluluk psikolojisine kapılmaması için karşı tarafa biraz sert çıktım.

Çocuğuma da “Ben kızdım o amcaya” diyerek cesaretinin kırılmasına mani olmaya çalıştım.

Haklı olduğumu düşünüyordum. Zira Peygamber Efendimizin (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) namaz kılarken torunları olan Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in mübarek sırtına, omuzlarına tırmanıp........

© Yeni Söz


Get it on Google Play