We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Türk idrakinin hakikati

3 0 0
02.08.2022

Eskiler kendini bil derler. “Ben” idrakinin en eski izleri olan tarihi tezahürler binlerce yıldan süzülerek idrakimize ulaşır. Böylece köken bilincimizi süreç şuurumuzla birleşerek günün manasına ulaşırız. Mağara metaforunda gerçeği/insanı arayan kadim Yunan, Türk'ün gerçeği/insanı mağarada var ettiğini bilseydi ne yapardı bilinmez…

Kendini bilmenin en iyi yolu öz mirasını bilmek ve anlamakla mümkündür. Ulu Han Ata Bitikçi. Ahmet Bican Ercilasun Hocam, 1330'larda Mısır Memlûk sahasında yazılan bir eserin nüshasını Hocam Kazım Yaşar Kopraman'ın odasına getirdiğinde bu eserden ilk kez haberdar olmuştum. Çalışma saham olan Memlûklerden dolayı eseri haber veren Ebûbekr bin Abdullah bin Aybek ed-Devâdârî'yi duymuş, sair eserlerini de kullanıştım. Ama Türklerin en eski dönemlerine ve türeyiş/yaratılış meselesine bakışına dair önemli bilgiler içeren bu eseri ilk kez duyuyordum. Bican Hoca bu Arapça eseri Kazım Hocam'a tercüme ettirerek, mevcut malumatı ortaya koydu. Bu cümleden Türeyiş'e dair Ulu Han Ata Bitikçi'deki malumat incelendiğinde kadim Türk idrakinin, Ahmet Bican Hocamın aktardığı metinden yola çıkarak, metnin arasına bendenizin eklediği italik yazılı Kur'an ayetleri bağlamında, türeyiş/yaratılış düşünüldüğünde bahsedilen hususiyet yoruma hacet bırakmadan görülebilecektir.

Anlamak için bilmek bilinç var eder. Türeyiş'in Türkçesi: “İlk çağda yağmurdan hâsıl olan seller (Gökten bir su indirdi de vadiler, kendi ölçülerince/kaderlerine göre sel oldu, ardından da sel, üste çıkan köpüğü taşır hale geldi. Rad 17, Allah bütün canlıları sudan yaratmıştır. Bazısı karnı üzerinde sürünür, bazısı iki ayakla yürür, bazısı da dört ayakla yürür. Allah dilediğini yaratır. Allah şüphesiz her şeye kadirdir”........

© Yeni Söz


Get it on Google Play